Orda mısınız? Ordaysanız merhaba, benim adım Fatoş. Gördüğünüz üzere ben bezden bir bebeğim.
Evin küçük kızının gözdesiyim bu sıra. Pek seviyor beni elinden düşürmüyor, nereye giderse beni de katıyor yanına sağolsun, annem olmuş mahsuscuktan. Ee napalım ben de kâh doktora gidiyorum annemle kâh komşu ziyaretine. Ne verirlerse onu yiyor, ne giydirirlerse onu giyiyorum, nereye çekerlerse orda alıyorum soluğu. Kimin eline düşersem o seslendiyor beni bu evde.
Her günüm başka bir maceraya gebe, yaşayıp gidiyorum işte. Misal sıklıkla yüksekten düşüyorum. Bir koltuktan, bir mama sandalyesinden, annem ve kardeşi oldukça yaramaz. Kafama sert cisimlerle çok vurdular. Saçlarımdan çok sürüklendim. Yüzüm boyalar içerisinde kaldı bir defa. Birkaç defa da giysilerim parçalandı. Nerede, ne şekilde bulunacağım meçhul. İki buçuk yaşında iki veledin eğlencelerinden biriyim anlayacağınız. Arada hatırımı sorarlar böyle sağolsunlar. Hala ayaktayım vücut bütünlüğümü kaybedene kadar buralardayım.
Peki ya başka Fatoşlar, Ayşeler, Zeynepler...
Onları kim seslendirecek acaba? Ellerinden çekip nerelere götürecekler? Ne yiyip, ne içecekler? Bedenleri benim gibi bez ve pamuktan mı? Canları yanıyor mu? Ya ruhları? Birileri hatırlarını soracak mı? Kim koruyup kollayacak onları?
Başlarına neler geliyor, neler gelecek acaba?