Günden Kalanlar

Duyguları bastırmak veya duygusal dürtüleri kontrol etmek, birçok insanın yaşamını bir parçası. Ancak, sürekli olarak kendini sınırlamak, sağlıksız sonuçlara neden olabilir. 

Duyguların bastırılması, bir kişiye yöneltilen duygusal dürtüleri farklılaştırmasına rağmen, bunları açıkça ifade etmek yerine, bunları içinde tutması veya bastırılması anlamı gelir. Duyguların bastırılması, sık sık olumsuz duygularla başa çıkmak için kullanılır. Örneğin, öfke, endişe, korku veya üzüntü gibi duygulara tepki vermek yerine, bunları bastırmak için bir kişiyi kendi kendine unutma: "Sakince kal, rahatla ve hislerini kontrol et." Bu yaklaşım, kısa vadede rahatlama sağlayabilir, ancak uzun vadede sağlıklı değildir. 

Bu durum uzun vadede, depresyon, anksiyete, uyku bozukluğu ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Duyguların bastırılması, kişinin, diğer insanlarla duygusal bağ kurmasını ve kendini ifade edilmesini zorlaştırabilir, kişinin özsaygısını bile düşürebilir. 

Bu bilgiler ışığında bugün seçtiğim eserin tam bir poker face ile ilgili olduğunu anlamışsınızdır. Kazuo Ishiguro, Günden Kalanlar isimli eserinde öyle bir karakter yaratmış ki bayıldım doğrusu. Eseri aslında çok önceden okumuştum üzerine bir şeyler karalamak yeni kısmet oldu. 

Eser, İngilterede bir konakta başuşak olarak çalışan Stevens'in bir yolculuk sırasında yaşadıklarını ve geçmişini anlatıyor. Stevens, kusursuz bir disiplin ve sadakatle çalışıp asla duygusal davranmamakla övünen bir insandır. Ancak, okuyucuların hikayenin ilerlemesiyle birlikte keşfedeceği gibi, Stevens'in gizlenmiş bir kusuru vardır: Stevens insana has duygulara sahip olmayan ölümüne monoton bir hayat yaşayan ve bundan hiçbir rahatsızlık duymadığını sanan bir adamdır. Bu yolculuk aynı zamanda onun iç yolculuğu olarak değerlendirilebilir. 

Eser aynı zamanda ikinci dünya savaşı sonrası dönemin sıkıntılarına, insanların acılarına ve hayatlarının zorluklarına derinlemesine bir bakış sunuyor. Baş rolünü Anthony Hopkins'in oynadığı aynı isimli bir filmi de mevcut eserin. Olay örgüsü ve diyaloglar filmle paralel olmasına rağmen kitap ve filmi bu defa aşk ayırmış. Kitapta aşka dair fazla bir şey yokken film biraz buna yaslanmış. Ama inanın film de çok başarılı. Ona da bayılmıştım.  

Okuduğum karakterler arasında en ilginç bulduklarımdan biridir Stevens. Hem kitapta hem filmde oldukça iyi resmedilmiş. Ishiguro'nun kalemine Hopkins'in oyunculuğuna hayranlık duymamak elde değil. 

Bakalım Stevens, uzun yıllardır hissettiği eksikliği ve duygusal kopukluğunu kabul edebilecek mi yoksa o eski hayatını devam ettirmeye mi karar verecek? Stevens, iki boyutlu bir karakterden çok daha fazlası okumaya fazlasıyla değer. Ve son söz okuyucuya duygularınıza dokunmaktan çekinmeyin bu bir ömre bile sebep olabilir.

Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About