Kara bulutlarla kaplı bir gökyüzünün altında, on altı yıl önce vurup çıktığı bahçe kapısını korkuyla araladı.
Çocukluğunu misafir eden bu bahçede hiçbir şey değişmemiş, her şey yerli yerinde bekliyordu.
İlk bakışta bir hapishaneyi andıran bu bahçenin dört tarafı kocaman duvarlarla kuşatılmıştı.Duvarların gölgesinde sıra sıra ağaçlar yükseliyordu.Kapının hemen girişinde, duvarlardan taşan pembe ve beyaz begonviller tüm ihtişamıyla merhaba diyordu.
Bir adım sonrasında sağlı sollu rengarenk güller eşlik ediyordu eve kadar.Evin kapısına yakın bir mevkide ulu bir çınar ağacının dallarında bir salıncak yer bulmuştu.
Kapıdan adım atar atmaz ıhlamur ağacının kokusu kapladı zihnini.Bu kokuyu çok severdi.Annesi mütemadiyen toplar ballı çayını yapardı.
Adım adım eve yaklaşırken ıhlamura karışan kokular limon çiçeğine teslim oldular ve evin kapısına uzanıp kapıyı araladı.Kalbi daha hızlı atıyordu artık.
Soğuk karanlık bir mekana açıldı kapı.Kapının hemen ardında küçük bir kız çocuğu tek ayak üzerinde yüzü duvara dönük bekliyordu.Bu manzaraya bakmak ürkütücüydü. Ayakları geri gitmek istiyordu ama burada olmak zorundaydı.
Yaklaştı omuzuna şefkatle dokundu çocuğun.Bu temas kalbini çok acıttı.
Usulca kaldırdı başını çocuk, kocaman siyah gözlerini gözlerinin içine dikti.Güçlükle yutkunarak cılız bir sesle "merhaba nasılsın? " diyebildi.
"Üzgünüm."dedi çocuk.
"Ne yapıyorsun burada?" dedi.
"cezamın bitmesini bekliyorum." diye yanıtladı çocuk.
Eğildi ve burun buruna geldi çocukla.
Sevgiyle kucaklayıp göğsüne bastırdı.
"Bu neyin cezası?" dedi tedirginlikle.
Bir süre cevap gelmedi.Küçük kız başını yere eğmiş ellerine bakıyordu.
Çenesinden tutup yavaşça kaldırdı kafasını, yeniden göz gözelerdi.
"Ne oldu küçük kız?" dedi.Bu defa kendinden emindi.
"Tırnaklarımı yedim onun için ceza aldım " dedi küçük kız.
"Peki önemli değil hadi gidelim"dedi elinden tutup bahçeye çıkardı kızı.
Kara bulutların arasından parlak bir güneş doğmuş hem aydınlatmış hem ısıtmıştı ortalığı.Evin arka kısmına doğru yürüdüler.Ağaçların arasında küçük bir süs havuzuna yöneldi.
Ne vakit bahçeye çıksa bu süs havuzunun başında alırdı soluğu.Hemen yanı başında sardunyalar, karanfillere karışır rengarenk olurdu.Tek tek koklar dokunurdu renklere.Havuzun kenarına oturur ayaklarını serinletir, bir karış suyun maviliğinin güneş ışınlarıyla dansına kapılır giderdi.
Bazen kağıttan bir gemiyi suyun garantisine bırakır yüzdürürdü.
Siyah uzun beliklerinin uçları suyun yüzeyini yalardı.Burası kendini en güvende hissettiği yerdi.
Kağıttan bir gemi yaptı yine suyun üzerine bırakıp süzülmesini izledi sessizce.Küçük kız gülümsemeye başladı.Kalbi normal ritmine dönmüştü.Huzurluydu.
Yine şefkatle sarıldı küçük kıza derin bir nefes kokladı.
"Biliyorum seni kimse görmedi ve duymadı.Korkmana, üzülmene gerek yok artık, ben senin yanındayım.Seni hep destekleyeceğim.Sen benim önemli bir parçamsın ve seni seviyorum küçük kız.Hepsi geride kaldı" dedi.
"açılır zaman zaman bir kapı
olur olmaz bir yerden
olur olmaz bir yere"
************************************
Bu küçük hikayeyi, bir EMDR tekniği olan güvenli yer çalışmasını kabaca örneklemek için yazmaya çalıştım.Bir kadının çocukluğunda yaşadığı kötü bir ana geri dönüp, o an yaşadığı olumsuz duyguları iyileştirmeye çalışmasını anlatmak istedim dilim döndüğünce.
Güvenli yer çalışması EMDR’nin kullandığı önemli rahatlatma ve güçlendirme tekniklerinden biridir.Kişi kendisini güvende hissettiği bir alan oluşturması noktasında teşvik edilir.Olabildiğince çok görsel, işitsel, dokunsal öğeyle detaylandırması istenir.Amaç, kişinin güvenli yerde yaşadığı anının duygusuyla, bedensel duyumuyla ve olumlu düşüncesiyle temas kurarak rahatlatılması ve güçlendirilmesidir.
Bir uzman eşiliğinde veya imkanınız yoksa biraz araştırıp kendi kendinize deneyebilirsiniz.
Olumsuz düşünce ve duygularla, kötü anılara baş etme noktasında güvenli yerinizin şifasından faylanabilirsiniz.
Korkmayın dokunun çocukluğunuza. O iyileştiği zaman iyileşeceksiniz.