Bulutlu bir gökyüzünün buğulu bir deniz ve uçurumla birleştiği yerde kapattı kontağı. Yan koltukta duran kitabın arka kapağındaki Paulo Coelho ile göz göze geldi bir an. Veronika'nın öyküsüne şahit olmak fazlasıyla hırpalam…
Bebeler azıcık büyüdüler haliyle tercihleri de gelişti ve büyüdü, artık pek çizgi film izlemiyorlar. Bir şey izleyeceklerse çocukların rol aldığı şeylere meylediyorlar. Dün izlemek için bir şeyler ararken The Karate Kid filmini i…
Aslında bu bir itiraf, bu hikayeden sonra belki de anonimliğime zeval gelecek ama olsun, anlatmaya değer. Ama uyarayım baştan, her zaman yazdığım minnoş hikayelerden değil, bu seferki eser miktarda kan ve dehşet ihtiva ediyor. U…
Yangın merdiveni bir kahve molası... A: Hayat sürprizlerle dolu. Hiç olmaz dediğin şeyler oluyor bazen. B: Çok haklısın be kanka. Bana da şapkadan tavşan çıktı geçen gün. Berber Salih aşağı mahalleye taşımış dükkanı. A: Gidenlere…
Avukat : Üzgünüm ama bu durumda elden fazla bir şey gelmiyor. Suçsuzluğunuza tüm kalbimle inanmama rağmen elimde sizi kurtaracak ya da cezanızı hafifletebilecek hiçbir dedil yok. Bu yaşanan kötü bir tesadüf olmalı. Anlayacağınız …
Otuzlu yaşlarda kel, göbekli bir adam olabilirim ya da sivilceli bir ergen. Polis, hakim, kötü niyetli bir bilgisayar korsanı, sapık ruhlu bir cani olmadığımın garantisi var mı? Neticede sistem için bir e-posta adresi ve telefon,…
Hakkı: Nerelerdesin la hiç sesin çıkmıyor? İki gündür çıkamadın şu odadan. Sezgin: Hayatı anlamlandırma oyunu oynuyorum dostum, düşünüp düşlüyorum. İçimde sonsuz bir döngüye girdim, aynı malzemeleri kullanarak bambaşka bir ben …
Bütün günü inşaatlarda amelelik yaparak geçirmiş dinlenmek için oturduğu koltukta uyuyakalmıştı. Sırtının ortasına yediği tekmeyle acı içinde uyandı. Ne olduğunu anlamayamadan büyük büyük harflerle bir dev höykürdü; "Kalk la…
Yarı uykulu bir halle geçirdi önlüğünü sırtına. Öğlen on bir gibi paydos etmiş, gece ikide tekrar işinin başına geçmişti. Tüm öğleden sonra çocukların okul ve alışveriş işleriyle uğraştığından eve geç gitmiş, çok az uyuyabilmişti…
"Büyük balık küçük balığı yutar." Tabii hayatın kanununlarından biri olarak işleyen bu yapı beşer içinde aynıdır. Tabii ki beşerin böyle olmasında sebep tabiatı değil, atasıdır. Çocukluk çağlarında ailesi tarafından iti…
O tetiği çekmeniz için sizi ne kadar gerekirse o kadar manipüle etmeye hazırım bayım. Bunu er ya da geç yapacağınızı biliyorum ve sizi o parmaklıklar ardına göndermek için canımı feda etmeye hazırım zira bu sesleri biraz daha duy…
Defalarca çaldı kapı, yedi yaşında bir çocuktu gözlerim. Felaketimizin başladığı gündü. "Açın kapıyı! Lütfen zorluk çıkarmayın açın." diye tekrarladı o amca. İki katlı bir gecekonduda oturuyorduk o zamanlar. Babam amcam…
"Kimseyi sevmiyorum ve önemsemiyorum. İnsanların hepsi salak ya da gerizekalıymış gibi geliyor bana. Yalnız bir yaşam en büyük arzum, kimseye tahammülüm yok. Hayatıma girenlerin hiçbirini gerçek anlamda sevmedim ben, kendimi…
Hayatımda kontrolüm dışında gelişen her şey, her daim rahatsız etmiştir beni. Bu rahatsızlıkların en başında da planladığım seyrin dışına çıkan zaman gelir, aslında gelirdi. Fazlasıyla dakik ve buna takıntılı bir birey olarak yıl…
ENIAC; ikinci dünya savaşı sırasında inşa edilen, 167 m² alan kaplayan, 30 ton ağırlığındaki elektronik veri işleyebilen ilk bilgisayar. Şimdilerde avuç içine sığan, hayatımızın neredeyse olmazsa olmazı haline gelen, yediden yetm…
Eşimle birlikteliğimizin on sekiz yılı geride kaldı. Aslında çok önceden, çocukluktan tanıyorduk birbirimizi. Sokakta taş atmıştı kafama. O kazadan sebep küçük bir iz var sol kaşımın üstünde. Kafamı kırmışsın diyorum, işaretled…
Son kez kapattılar kapıyı içerden. Hepi topu bir oda, bir banyo, bir mutfak küçük sevimli bir ev. Soğuk bir iklimin en sıcak köşesi. Küçük koridoru ağır adımlarla geçip odaya yöneldiler. Bu oda, çok güzel anılara sahiplik etmişti…
Külli talimat, harfiyen itaat, mafiş icraat... Lafın doğrusu bu mudur tam olarak bilmiyorum ama aklımda bu şekil kalmış. Güzel laftır, iyi özetler bugünü zannımca. Kulakları çınlasın lakabı çıkıntı olan sevdiğim bir abi söylerdi …
25 yıl boyunca sürdüğü yol, bir mecburi yön levhasının önüne getirmişti onu. Sağa çekti woswosu. Kontağı kapatıp, el frenini çekti. Öfkeyle açıp kapıyı indi yolun kenarına. Ufuk, belki ovaya belki sarp kayalıklara ya da bir deniz…
Öyle çok kullanıyorum ki gün içinde bu cümleyi. Bebeler ağladığı zaman felan. Ne bileyim söyleyince bir ferahlık geliyor sanki. Aslında eşim çok kullanır. "Her şey yolunda, telaşa, üzüntüye gerek yok ben senin yanındayım.&qu…