"Çay içmicen mi sen? Erdinç! Sana diyorum, daldın gittin oğlum. Yemek de yemedin rahatsız mısın oğlum? Vereyim mi bir çay sana da?" "İyiyim baba bir şeyim yok, yorgunum sadece. Ben alırım sen zahmet etme." &qu…
"Bu cinayet mahallinde bolca delil var. İki failin hunharca katlettikleri kurbanın gözü açık kalmış. Sonbaharın alevi, sarısı, kahvesi can bulmuş bir fularda. Kadın failin kokusu sinmiş belki dokusu biraz da. Boşlukta yarım …
Okul zili son kez çaldı o gün. Liseli bebeler kunduracı yokuşunu doldurdular gruplar halinde. Okulun başlama ve bitiş saatleri amma gürültülü olurdu mahalle. Kalabalığın dağılması yarım saati, hele bahar gelip havalar güzelleşinc…
Saat gece yarısını vurdu vuracak, sallana sallana indi yokuşu. Ufak bir kıvılcımla alev alacak gibiydi, ölümüne içmişti. Ayakta duramıyor ikide bir düşüyordu. Midesi de çarşamba pazarına dönmüştü, habire kusuyordu. Üstü başı rezi…
Saat beşi vurdu vuracak, mesai bitti sayılırdı. Tası tarağı toplayıp evin yolunu arşınlama vaktiydi. Bir haftayı daha öyle böyle birirmişti. Haftanın yorgunluğuna haftasonunun rehaveti eşlik ediyordu. "Tabana kuvvet." d…