Of be! Ne hastalıkmış arkadaş, tıp ilmi çaresiz kaldı. Doktor doktor gezdim, dünya kadar tetkik yaptırdım bir nane çıkmadı. Hepsi ağız birliği etmiş sanki hekimlerin; "Turp gibisiniz efendim hiçbir şeyiniz yok." diyorlar. Yemişim bunların diplomasını, hastayım diyorum kardeşim. Bir halt bilmiyor bunlar. Psikolojik diyorlar bir de. Hadi ordan!
Aman evlerden ırak, insanın neresi ağrıyorsa canı oradadır ama bu zatı muhteremi çok kızdırmışlar sanki, pek dertli. Sallasak aşağı yukarı herkes de çıkar böyle bir tanıdık. Amcaya psikolojiktir demişler bir bakalım ne olmuş olabilir bu amcaya, sebeplerden birini yazmaya gayret edelim dilimiz döndüğünce.
Efendim, 38 yaşında evli bir kadın panik atak, uçma korkusu, agorofobi ve cinsel inhibisyon tedavisi görmek üzere epeyce aşındırmış bir psikoterapistin kapısını. Tüm bunlar kocası attan düşüp bacağını kırdıktan sonra gerçekleşmiş. Tesadüf bu ya kadının babası da atla ilintili bir kazada kadın 12 yaşındayken hayatını kaybetmiş. Tabii ki babasının bu zamansız ölümü kocasının geçirdiği bu kazaya verdiği tepkiyi haliyle daha vahim hale getirmiş. Yaşadığı bu travma başka şeyleri de tetiklemiş anlaşılan.
Terapist, seansın birinde bir yüzleştirme esnasında kadının ellerinin kaskatı kesildiğini fark etmiş. Kadın bunun istemsizce olduğunu dile getirerek aniden annesini elleriyle boğazalmak istediğini anımsımış ve hıçkırıklara boğulmuş. Sonra aşağı yukarı altı yaşındayken babasıyla uyumak istediğini, kapının kilitli olduğu görünce abisinin odasına gidip "Umarım babam ölür, ona ben sahip olamıyorsam annem de dahil kimse sahip olmamalı"diye düşündüğünü hatırlamış.
Kadının elinin kilitlenmesi annesine karşı düşmanca isteğini cezalandırmak, bu isteği eyleme vurmasını engellemek ve babasının ona dönmesini sağlamak için yaşanıyor.
Kadının yaşadığı bu sıkıntıya bedenselleştirme ismi veriliyor ve bu da bir savunma mekanizması. Kısaca bedenselleştirme denilen kavram; bireyin stresle başa çıkamadığı durumlarda bilinçdışından stresi ve huzursuzluğu bedenselleştirmesi.
Bu örnekte, kadının idi, anneyi deli gibi cezalandırmak istiyor, süperegonun ahlak anlayışı buna direniyor, gariban ego arada ezilince vücut ruhsal yapıyı korumaya almak adına bilinçdışı bir savunma mekanizması geliştiriyor. Ego üzerindeki baskıyı hafifletmek için bu baskıyı ellere göndererek baskıyı hafifletmeye çalışıyor gibi bir durum var.
Bu savunma mekanizmasını da İsmet İnönü kılıklı Otto F. Kernberg dedemiz kazandırmış psikanalize. Kendisi psikanalist ve psikiyatri profesörü olmasının yanı sıra özellikle borderline ve narsist patoloji olmak üzere kişilik bozukluklarıyla ilgili oldukça faydalı ve bilgilendirici çalışmaları olan değerli bir insandır. Aktarım odaklı terapinin de kurucusudur. Narsist patolojiler üzerine çalışmalar yapsa da narsizmi tanımadığını dile getirmiş. Hastaların tamamını borderline olarak değerlendirmiş.
İşte o psikolojiktir denilen tıbbi nedeni bulunamayan bazı hastalıklar aslında içsel huzursuzluğun bedenselleştirme mekanizmasıyla ortaya çıkması olarak yorumlanabilir.
Benden bu kadar, dermansız dertlerden uzak bir hayat dilerim hepinize.
*** Örnek 101 Savunma Mekanizması adlı kitaptandır.