Mezarlık

Aman ne vardı sanki bu kadar uzağa taşınacak, hiç sevemedim burayı ben. Manzarası fena değil de evdeki verandanın yerini tutar mı hiç? Halbuki ne severdin sen, saatlerce otururdun. Çayın, kahvenin de tadı çıkmaz burada. 

Arada tatlı tatlı başının etini yememden sebep mi geldin buralara nedir? Seviyorsun sanıyordum, yanıldım mı ki? Hep böyle yaparsın zaten, çok seversin sürprizleri. Ben hiç sevmem bunu da sevmedim zaten. Off! 

İtiraf edeyim pek zorsundum gelirken, ayaklarım geri geri gitti anca topladım cesaretimi. Hala evde bir kapının arkasından çıkıverecekmişsin gibi geliyor hiç alışamadım. Tamam tamam, başlamıyorum yine. Az hasbihal etmeye geldim canını sıkmaya değil. Hoş böyle de kendim söyleyip kendim dinliyorum. Sen gidince atışacak kimse de kalmadı iyi mi?  

Evet efendim, sen gittikten sonra mahşer gibi bir kalabalık oldu ev; kimler kimler geldi bir bilsen hem de günlerce. Bilirim seversin misafiri de bu çok fazla oldu. Kız kardeşin iki gün sonra gelebildi ancak tansiyonu inmemiş bir türlü çıkamamış yola, yazık. Mehveşle birlikte topladılar eşyalarını neyin varsa işte; bir şey diyemedim adettendir dediler. Ben diyemedim de çocuklar izin vermediler, esra neyin varsa tekrar yerine koydu, nerede ne bıraktıysan olduğu gibi duruyor, nasıl rahat edeceklerse öyle yapsınlar hiç karışmadım. Onlar da alışacak gibi değil.

Kızı torunlar oyalıyor azıcık da oğlan fena; kilitlendi kaldı çocuğum. İşi gücü hep bıraktı çekildi yine kabuğuna, büyüyememek gibi bir sorunu var benden daha iyi bilirsin. İki gün önce ilk bisikletini çıkardı odunluktan bir güzel akladı pakladı onardı. Çocuklar oyalansın diye çıkardı sandım ben, dokundurmadı bile kimseye aldı gitti. Hiç bilmiyorum nereye götürdü bisikleti. O zor bulur zaten yolunu. Elini sürmedi hiçbir şeye cımbızla laf alıyoruz ağzından. Damat halletti tüm işleri sağolsun esaslı çocukmuş, o da olmasa kim toparlardı bizi?   

Bahçe pek keyifli aslında ama tekir uğramaz oldu. Tavuğa, ciğere değilmiş sevdası komşunun küçük kızının yanında gördüm geçen hiç pas vermedi, seninleymiş muhabbeti anladı demek gittiğini. Sarman da yavrulamış; 4 yavrusu oldu, odunluğun içindeler keyfi yerinde. 

Akşam sefaları da coştukça coştular bir güzel açmışlar ki görsen bayılırsın. Akşamüstü bırakıyorum bahçeye hortumu az biraz serinleyince doğruluveriyor belleri. Zeytin meyvelenmeyecek herhalde bu sene hiç çiçeklenmedi, epey yaşlandı ama görkeminden bir şey kaybettiği yok merak etme. Çimler de çok çabuk uzuyor gözüm kesmiyor biçmeye  bakkalın çırağını çağırıyorum ikidir hallediyor sağolsun.

Bozuk davlumbaz da öyle duruyor yaptıramadım elim varmadı. Kırık dökük ne varsa öyle duruyor aslında kendi döküklerimi toplayamadım ben daha onlara sıra gelmiyor. Sahilde yürüyorum sabah serininde bazen de akşamüstleri hiç keyfi yok sensiz, limonata bile pek tatsız. Pazara gittim salı günü hiçbir şey almadan geri dönmüşüm farkında bile değildim. Pazarcılarla yaptığın pis muhabbet geldi aklıma; ne oyalanırdık senden ötürü. Gözümü anılar doldurdumuş bir üzüm tezgahına bir domateslere gittim geldim. Yaptım zannediyordum alışverişi eve varınca fark ettim elimdeki kolumdaki boşluğu.

Her yere tesir etti zaten bir türlü dolmuyor ne yapsam ne etsem de dolmayacak biliyorum o boşluk. Elim kolum Sağım solum bomboş. Gündüz iyi de gece fena, neyse. Şimdi ufak tefek şeylere asma yüzünü üzülme derdin burada olsan. Artık hiçbir şeye üzülemiyorum zaten merak etme. 

Öyle bir meşgale bırakıp gittin ki ne kadar uğraşırsam uğraşayım tamamlayamam ben bu işi. 

Beklemekten başka çare yok gibi. Ama çok korkuyorum ya çok beklersem diye, bekleyince de hiç geçmiyor lanet zaman biliyor musun? Ben beklemeyi de hiç sevmem bilirsin.

Hadi bakalım kendine iyi bak, bekle beni olur mu? Çok sürmez belki hasretimiz bir akşamüstü uzanıveririm yanına. 

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About