Kalem

Kalemlerin en güçlü silahlar olduğunu düşünmüşümdür hep. Bir kalem sizi yoktan var edebileceği gibi mükemmel varlığınızı süslü birkaç cümleyle yerin yedi kat dibine de sokabilir. Simsiyah bir evreni toz pembeye çevirebilir. Tamamen haklı ya da haksız bir kalem, kitleleri çılgınlıklara sürükleyebilir. Bundan sebep her erk sahibi, tekerine çomak sokan her kalemi en vahşi yöntemlerle ya kırar ya da kallavi bir miktarla ceplerini doldurup maaşa bağlar.

Sizin cebinize de satılık kalemlerin şekillendirdiği, sömürülen emeğinizin karşılığı kazandığınız üç kuruştan bile fazlasına denk minik teknolojik silahlar kalır. Yani başınızı döndüren teknolojilerin bile sebebi bu kalemlerdir. Amaç onların çizdiği rüyalar aleminde karnı aç, beyni boş, rüzgarda oradan oraya savrulan yapraklar gibi şuursuz topluluklar yaratmaktır.

Gözünüz her yerde ister istemez o yirmi beşinci kareyi arar. Çevrenize ilmek ilmek örülen duvarın farkına bile varmadan fast food bağımlısı olmuşsunuzdur. Hızlıca tüket sonra umarsızca tükür ve sıradaki tabelaya yönel.

36 beden bulimik sürekli aç ve boş beyinlerinizdeki dopamin depolarına yapılan saldırılara karşı koymak gibi bir dürtünüz yoktur çünkü düşmana o kapıyı siz açmışsınızdır hem de bile isteye. Üstelik bu vebayı, vebali sizin boynunuzda olan sıradaki nesile de bulaştırmayı boynunuza borç edersiniz. Büyük, küçük o ekranı mıncırmayan, o çöpleri karıştırmayan, beyni özgür hiçbir parmak kalmamalıdır.

Cebinizde bulunan mangırlar suyunu çektikçe dopamin depolarında bulunan nevale de bitmeye başlar. İşte bu nokta tüketim çılgınlığına kapılıp kendinizi maddi manevi bitirdiğiniz noktadır.

Bu kadar naneyi, dün varlığını bile unuttuğum bir arkadaşın telefonu üzerine yazdım. Kendisi de benim gibi bir anne, bebeği bizimkilerden 4 ay küçük üstelik. Ne gereği varsa aklına düşmüşüm aramış beni.

"Bizim bebeler çok fena, bitirdiler bizi" dedim. "Sizde tablet yok mu?" dedi. Ne kadar safsam artık, yenip yutulan şeylere gitti aklım. "Tablet ya, birkaç oyun var bizim kız takılıp oynuyor bir saat " dedi.

Ben de milletin anlattıklarına bakıp bizim bebeler anormal yaramaz zannediyordum. Salaklığıma doymayayım, kıysana üç kuruş parana. Alıver iki tablet oynayıp dursunlar, ne uğraşıyorsun hafıza kartlarıyla, evcilik oyunlarıyla...

Üç nokta küfür, tabii ki kendime. Neyse ki o minik aletlerin, hoşunuza gitmeyene engel basmayı özgür kılan fonksiyonları da mevcut. Kustuğu zehiri nesline yedirmeye çalışan bulimik bir beyini zamanın ötesine yolladım gitti.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About