Kaygılı Bağlanma

Efendim ellerinizden öperler bendeniz bu iki hoşşiğin annesiyim. Arada giriyorlar birbirlerine ama hoşşikler çok severler birbirlerini. Karındaşlar, can yoldaşlığı ettiler neredeyse üç mevsim ve edecekler bir ömür.

Ve bebe sayısı iki olunca talepler en az dört katına çıkar, hesapta bir karmaşıklık yok, aynen öyle. Biri bir şey diğeri başka bir şey ister sonra herkes diğerinin istediğini de ister 40 yapar, yok yav o başka bir şeydi.

Neyse efendim ne diyordum ben, hıh iki bebeğe yetişmek bazen çok zor olabiliyor. Takdir edersiniz ki bendeniz de aciz bir kulum sadece iki elim iki kolum var. Yine de eşim de ben de elimizden geldiği kadar yetişmeye çalışıyoruz sonsuz ve her daim acil taleplere, malum sabır mevhumu yok bebelerde. Saati saatini tutmaz hayatın bebelerle. Ev dağılır, yemek aksar vs. Zordur çocuklu hayat, bilen bilir. Kendinizi ve ihtiyaçlarınızı ötelemeniz gereken bir süreç yaşamak zorunda kalırsınız. Sağlıklı bir birey yetiştirmek için yeterli sevgiyi ve ilgiyi göstermek elzemdir.

Ama bazı insanlar bu sabrı ve emeği gösterme noktasında ciddi sıkıntı çekerler. Onlar için evin düzeni, yemek, misafir ağırlama ya da misafir olma, günümüzde sosyal medya, diziler vs. çocuğun saçma sapan ihtiyaç ve isteklerinden daha önemli olabilir. Bu gibi uğraşlar çocuklara kulakların kapanmasına neden olabilir.

Peki şimdi bizim hoşşiklerinde aynı durumda olduğunu farz edelim. Sürekli temizlik yapan bir anne, sosyal medya bağımlısı bir baba. Bizim hoşşiklerin sabah akşam anne, baba nidalarının on tanesinden beşine kulak kapattığımızı varsayalım. İsteklerini yarım yamalak gördük, bazen görmezden geldik. Annelerine, babalarına istedikleri zaman ulaşabileceğinden ya da gerekli ve yeterli desteği alabileceğinden emin olamayan bir fındık kız ve fırıldak oğlan yarattık nihai olarak, yazık onlara.

Bu bebeler her şeyden önce bakım verene kaygılı-kararsız türde bir bağlanma gerçekleştirir. Birincil bakım veren kişiye bazen ulaşabiliyor bazen istekleri görülmüyor bebenin. Hal böyle olunca bakım veren kısa bir süre gözden kaybolsa dahi geri döndüğünde çığlıklara boğulmuş iki gözü iki çeşme ağlayan ve uzun süre sakinleşmeyen bir bebeyle karşı karşıya kalır. Çünkü bebe bir türlü emin olamaz bakım verenin yanında olacağına. Bu bebeler bağlandıkları kişiyle hem çok yakın ilişki geliştirmek ister hem de ilişkiye karşı direnç gösterirler.

Bu bağlanma türünde ilişki geliştirmiş çocuklar ilerleyen yaşlarda anksiyete ve depresif bozukluklara daha yatkın olurlar. Yetişkinlik hayatlarında başka kişilere yaklaşma ve ilişki geliştirme noktasında tedirgin olurlar. Duygularının karşılıklı olmaması fikri onları çıkmazlara sürükler.

Romantik bir ilişki geliştirse bile sürekli partnerlerinin onları sevmekten vazgeçeceğinden endişe duyarlar ve terk edilme korkusu yaşarlar. Sevdikleri kendilerinden uzakta olduğunda bir başkası ile ilgileneceklerinden korkarlar. Ve yaşadıkları ilişki hayatlarının odağındadır sürekli ilişkileri hakkında düşünürler. Partnerlerine hızlı bağlanırlar ve onların ruh halinden çok etkilenirler. Terk edilirlerse bir daha kimseyle birlikte olamayacaklarını düşünürler. Sürekli "yeterince çekici miyim, zayıf mıyım, akıllı mıyım, eğlenceli miyim?" diye endişe duyarlar. Tartışmalarda meseleyi konuşmak yerine tepkisel davranır ve sonradan pişman olacakları davranışlarda bulunurlar.

Kısacası kaygılı türde bağlanma gerçekleştiren insanlar birlikteliklerde çok zorluk çekerler ve bu durum hem kendini hem partnerini zora sokar.

O yüzden bebelere elinizden geldiği kadar kulak verin. Bebeler emanettir emanete ihanet etmemeye özen gösterin.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About