Adam: Sana bir şey sormak istiyorum.
Kadın: Şimdi zamanı mı?
Adam: Zamanı gelecek mi?
Kadın: Yaşamak lazım. Bak ne yapalım, zaman gelince yine burada sor sorunu anlaştık mı?
Aynı seyir terasında 16 ay sonra...
Dikkatlice oturmasına yardım etti. Sırtını yavaşça dayadı banka. Yanına oturdu ellerini önünde kavuşturup kadını izlemeye koyuldu.
Kumral saçlarının arasından süzülüyordu akşam güneşi, bembeyaz yüzününün yarısına gölgeler düşmüştü. Çakır gözleri kanlanmış, altları mosmor olmuştu. Avurtları çökmüş çok zayıflamıştı. Yine de güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemişti. Hâla dünyanın en güzel kadınıydı.
Öyle güzel bakıyordu ki baktığı yerler güzelleşiyordu sanki. Gülümsemesi daimiydi, yüzünün demir başıydı. O gamzeleri tanrı boş yere koymamıştı oraya. Ruhu hep bir çocuk gibi şendi.
Uzunca bir süre hiç konuşmadılar.Gözlerini kapatıp doğayı kokladı kadın. Gülümsüyor, çok mutlu görünüyordu. Az bir zaman kalmıştı geri dönmeye.
Kadın: Bir sigara versene.
Adam: Yasak değil mi?
Kadın: Bana ne oğlum, geride kalanlar düşünsün yasakları.
Adam: Sana bir şey ...
Kadın : Şimdi zamanı mı?
Adam: Zaman...
Kadın: İnsan böyle çabuk tükeneceğini hesaplayamıyor değil mi?
Adam: Hiç bilemeyeceğim ama.Anlaşmıştık.
Kadın: Bu günlerde kimse sözünü tutmuyor yiğido, bak benim doktora. Ne desem canın sıkılacak en iyisi sorma .Hem fark eder mi bu saatten sonra?
Elini uzattı kadın, "Hadi gidelim." dedi. Hiçbir şey konuşmadan döndüler hastaneye.
Üç gün sonra yoğun bakıma aldılar kadını. 32 gün yaşam mücadelesi verdi.
Ve başlamadan bitti.
"Hayatta duygularını ve sevdiğini söylemeyi erteleme. Çünkü; hayat planladığın gibi gitmeyebilir, yarın hiç olmayabilir."
- Balzac