Çıkıntı

Külli talimat, harfiyen itaat, mafiş icraat...

Lafın doğrusu bu mudur tam olarak bilmiyorum ama aklımda bu şekil kalmış. Güzel laftır, iyi özetler bugünü zannımca. Kulakları çınlasın lakabı çıkıntı olan sevdiğim bir abi söylerdi iş yerinde.

Öyle acıdır ki mevzusu. İki mühendislik fakültesini alnının akıyla bitirmiş, yetmemiş doktora yapmış, iki yabancı dili ana dili gibi konuşan adamın lakabı çıkıntı olsun.

Sebep?

Korkmamış, umursamış yanlışa yanlış, olmaza olmaz demiş.

Çıkıntı olmak çok zordur, kimse yanında istemez sizi, sözünüze itibar etmez. Geçen bir hikaye de yazmıştım, çıkıntılar birilerinin görece mükemmellerine zeval getiren ya görmezden gelinmesi ya da yok edilmesi gereken kişilerdir.

Yapıcı bile olsa her eleştiriye kapalı, ben yaptım oldu diyen, yukarıya yaranmak için aşağıdakini sürmenaj etmekten çekinmeyen insanların en büyük düşmanıdır çıkıntılar.

Oysa kervanı yolda düzeltmeye çalışan zihniyetin develeri susuz kalmasın, yanlış yola sapmasın, çukura düşmesin bir harami baskınında yitip gitmesin diye uğraşırlar bu insanlar. Yine de kimseye yaranamazlar. Bilgisinden, tecrübesinden faydalanmak yerine bir köşeye atılırlar.

Döner dolaşır sözüne gelirler çıkıntıların da iş işten geçer, ne fayda. Boşa akan zaman, heba olan emek kimin umrunda ki.

Ağzımızın tadı kaçmasın, başımıza icat çıkmasın, çevirelim kazı yanmasın böyle uzar gider.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About