Düşüncelerden Kaçmak

Düşünmek, bazen ısrar kıyamet davet edildiğiniz hiç iştah açmayan bir sofraya benzer. Zerre açlık hissetmemenize rağmen teklifi geri çeviremez oturmak zorunda kalırsınız. Kaçış yoktur.

Önce tatlıyı arar gözünüz. Beyin dopamini sever ilk onu yemek ister. Aynı zamanda bir çıkış noktasıdır. Yemeğe son veren adımdır. Ben biraz tatlı yer, ağzımı şenlendirir kaçarım diye geçer içinizden. Tatlıyı yemek fikrine sıkı sıkı tutunursunuz.

Çünkü "düşünmek gerçekten acı vericidir. Farkındalık yaratır ve şüpheye yol açar. Düşünmek insana bir yük gibi görünür. Bu yüzden; insanların çok büyük bir bölümü düşünmekten kaçmak için, kendilerini bir ideoloji veya inançla hipnotize ederler." demiş hintli düşünür Jiddu Krishnamurti. Bu yüzden tatlı ideal seçimdir.

Fakat bir çift göz bu denli heyecanla yemeğini tatmanızı beklerken yapılacak iş değildir tatlıyı yiyip kaçmak, bir yerden başlamak gerekir, çare yok. 

Önce damak zevkinize uymayan tatları ayıklarsınız içlerinden. Bunlar kötü fikirlerdir. Ağzınızda daha önce kötü lezzetler bırakmıştır. Gereği yoktur.

Kendinize uygun soğuk mezeler ve zeytinyağlılardan küçük, şirin bir ordövr  tabağı yaparsınız. Görüntüsü şık, biraz olsun umutlandıran bir küçük tabak. Hem biraz keyif alırsınız hem ev sahibine ayıp olmaz. Neticede "oyalanmak bir sanat değildir ama kendini oyalamak bir sanattır." demişler.

Ana yemek tam karşınızda göz kırparken. Bakışlarınızı kaçırıp durursunuz.Kendini oyalamak bile hala çözüm getirmemiştir.

Bu defa biraz sohbet etmekten zarar gelmez diye düşünüp başlarsınız ev sahibiyle sohbet etmeye. Ama sohbet hiç umduğunuz gibi şekillenmez. Yer yer sizi yeren yersiz cümleler sıkmaya başlamıştır canınızı.

Ve ev sahibi çetin cevizdir. O füzyon mutfağını tattırmadan yakanızdan düşmeyecektir. Ama hala ana yemeği çekmez canınız görüntüsü pek nahoştur. Füzyon mutfağı bu kim bilir içinde neler var. Neler karşılayacak sizi, dimağınızı nasıl yoracak.

Son bir umut çorbadır ama o da fazla oyalayacak bir şey değildir. Hop diye iki kaşıkta bitiverir.

Bu kadar etrafında dolaşıp yememek için çaba harcadığınız o ana yemek önünde sonunda tabağınıza gelecektir.

Tatlıyı hak etmenin yolu bu tabağı layıkıyla bitirmekten geçmektedir. Ağzınızda ne tat bırakırsa bıraksın yükünüz hafifleyecektir. Düşünmeyi ertelemenin ya da ondan kaçınmanın ağzınızın tadını daha çok kaçıracağı gün gibi aşikardır.   

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About