Dönüşüm


Gregor Samsa kendisini bir parçası olarak kabul edip karşılıklı sevgi bağıyla ait olamadığı bir aileye sahipti. Tıpkı Kafka gibi. Üstelik onlar için aslında hiç istemediği bir işte çalışmak zorundaydı.

Her gün işe giderken dakikası dakikasına birbirini tekrar eden bir düzene uymak zorundaydı. Çok erken saatte kalkar, treni yakalar ve millerce uzaktaki firmalara kumaş örneklerini götürürdü. Mesleği pazarlamacılıktı ve bu ruhunu kemiren işi babasının borçlarını ödemek için yapmaya mecburdu. Ailede belki de kendisine karşı sevecenlik gösteren tek kişi olan kız kardeşini keman kursuna göndermek gibi de bir arzusu vardı ki bunun için de yine bu işi yapmak zorundaydı. Babası ile ilişkileri ise hiçbir zaman karşılıklı sevgi ve samimiyet çerçevesinde birleşmemişti. Tıpkı Kafka gibi.

Tesadüf olmasa gerek, çünkü Samsa, Kafka soyadındaki K ve F seslerinin S ve M sesleriyle değiştirilmesi sonucunda oluşturulmuş anaforik bir isimdir. Hatta denir ki Samsa, Çekçe "yalnızım" anlamını karşılayan bir fonetiğe sahiptir. Kafka'nın kişiliğini ve yazarlığını şöyle bir incelemeyle bile onun yalnızlığını ve babasıyla olan gergin ilişkilerini Samsa karakterine yansıttığı söylenebilir. 

Gelgelelim Gregor Samsa'nın bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında kendini dev bir böceğe dönüşmüş olarak bulmasına. Samsa altında ezildiği sorumlulukları, yapmak mecburiyetinde olduğu işi ve evdeki değersizliği bakımında bir sabah uyandığında mesela kediye değil de dev bir böceğe dönüştü. Aklı yine insan olarak çalışsa da görünüşünden sesine kadar her şey devasa ve iğrenç bir böceğe aitti. Bu sefer kendisini gerçekte hissettiği gibi bir böceğe dönüşmüştü. Annesi, babası ve kız kardeşi bir süre onun eski haline dönmesini, yani olduğu kişi gibi değil de onların istediği gibi davranması beklediler. Sonra ise onun kim olduğunu bildikleri halde eskisi gibi olamayacağını anlayınca ondan kurtulmak istediler. Sonuçta Samsa'nın ait olamadığı aile ve kendisine ait olmayan hayatı onun sonunu getirdi.

Kafka, Dönüşüm üzerine yapılan konuşmalardan birinde "herkes, beraberinde yaşadığı bir parmaklığın ardında yaşıyor." der. Sınırları sürünün/çoğunluğun ilkelerine göre belirlenmiş bir yaşamda kullanma talimatlarına uyar gibi yaşamanın insanı kendine hapsetmesini tarif etmek için kullanır bu cümleyi. Bu hikayede neden böcek metaforu kullandığını da böyle açıklar. İnsan edebiyatta olsun insan dışı bir şey olmakla, hayvan olmakla kaçmak ister olduğu kişi olmaktan. Oysa insanın doğalı insan olmaktır diye de ekler. Ama kuşkusuz bahsettiği, kendi parmaklıklarıyla yaşayan değil mucizelere, sevgiye, iyiliğe ve güzelliğe inanmakla insan olmaktır. Aksi halde ya kendimize mahkumuz ya da kaçış yolumuzda bir başka şey olacaksak bile ancak bir böcek.

Dönüşüm'ün Ahmet Cemal çevirisiyle Can Yayınları tarafından yayınlanan kitabında nişanlısı Felice'e yazdığı mektuplardan Dönüşüm'den de bahsettiği bazı kısımlar vardır. Bunlardan birinde öyküsünün şöyle bahseder:

"Bu öyküyü sana okumak ve bunu yaparken de elini tutmak gereğini duymak, güzel olurdu, çünkü öykü biraz korkunç. Adı Dönüşüm, seni iyice korkutacak bir öykü ve belki de bu öykünün bütününden ötürü teşekkür edeceksin, çünkü her günkü mektuplarımla sana kaçınılmaz olarak verdiğim duygu da korkudan başka bir şey değil. (…)Küçük öykümün kahramanına gelince, onun durumu bugün çok kötüydü, oysa söz konusu olan şey, şimdi artık kalıcıya dönüşen mutsuzluğunun yalnızca son aşaması."

Son aşama dediği şey ise Samsa'nın yine de sevgi hissedebildiği ailesinin iyiliğinin kendisinin yokluğu olduğunu kabullenişiydi.

Kolay okunabilir ve ince bir kitap olması bakımından Dönüşüm, ülkemizde en çok okunan kitaplardan biri durumundadır. Bu ününü zaten hak ediyor olsa da bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığınızda kendinizi Gregor Samsa'ya dönüşmüş olarak bulduğunuz hayal edin. Üzgünüm, ama aslında bunu yaparken çok da zorlanmayacaksınız.



Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About