Zalim Olmak



"Büyük balık küçük balığı yutar."

Tabii hayatın kanununlarından biri olarak işleyen bu yapı beşer içinde aynıdır. Tabii ki beşerin böyle olmasında sebep tabiatı değil, atasıdır.

Çocukluk çağlarında ailesi tarafından itilip kakılan, hor görülüp ötelenen, çoğu zaman görülmeyen çocuklarda, ego kapasiteleri beslenip gelişmediği için yetişkin evrede tahammül göstermek, saygı duymak, bağlanmak, merhamet etmek ve hatta bir şeyi sevmek gibi duyguları doğru biçimde gelişmez ve işlemez. Zalimler...

Bir iş için yolumun Yavru Vatan'ın bağrına düştüğü zamanlar, yine bir fi tarihi.

İş yeri beni bir kamu kurumu ile gerçekleştirdiğimiz bir proje kapsamında beş günlük bir eğitim ve danışmanlık hizmeti için Kıbrıs'da görevlendirdi. Kış mevsiminde gerçekleşen bu ziyaretim, Akdeniz'de genelde ılıman geçen kış mevsimin bana inat titrettiği bir zamana denk geldi. Ankara soğuğunu aratmayan bir soğuk karşıladı beni.

İlk gün otelden kuruma gitmek için taksi kullandım. Dönüşte ise kurumun ana arterlerden geçen iki adet servisinin olduğunu servisi kullanabileceğimi söylediler. Dönerken servise bindim. Şansıma servis otelin çok yakınından geçiyordu sadece azıcık yürüyordum.

İlk gün servisten inerken benimle birlikte bir amca daha indi servisten, sağına soluna bakmadan atıverdi kendini yola, çarpılmaktan kıl payı kurtularak karşıya geçti. Servis şöförüne sabah nereden binebileceğimi sordum, şöför "Yine bu noktada yolun karşısında beklersiniz" dedi. O amcayı işaret ederek "Onu kollayın onla beraber gelirsiniz" dedi. Amcanın ismi Bekirmiş.

Sabah aynı noktada bir eczanenin önünde beklemeye koyuldum. Amca eczaneden çıkıp yanıma yanaştı. Sanırım tuvaleti kullanmıştı.

"Günaydın, biliyor musun ben ishal olmuşum" dedi. "Aha, dakka bir gol bir! Deli paratonerim burada da çalışmaya başladı." dedim içimden. Amcaya da "Öyle mi, geçmiş olsun." diyebildim.

Bekir amca kurumun çay ocağında çalışan personellerinden biriymiş. Orada bulunduğum zaman boyunca bir defa denk geldim çay dağıttığına; getirdiği çayların yarısında iki tane çay kaşığı vardı. Bana da iki kaşıklı çay denk geldi. Birim amirinin çok çay istediği bir gün, bir tepsi çay götürüp "Ben sana bütün gün çay taşıyamam, al bunları sırayla içersin." demiş bir amca. Meczup anlayacağınız. Emeklisi yaklaştığından idare ediyorlarmış aralarında. Çokça anlatıp gülüyorlardı deliliklerine. Her iş yerinin olur böyle maskotları, Bekir amca da oranın maskotuydu.

Böyle iki sabah servis bekledim Bekir amcayla. Üçüncü sabah yine bir yerden çıktı geldi sessizce yanıma yanaştı. "Biliyor musun ben montumu evde unutmuşum, servis beklesin, beş dakika sürmez, alır gelirim, ev aha şurada." dedi gitti. Abartmıyorum deli gibi yağmur yağıyor, arabaların silecekleri yetişemiyor yağışa, it titreten soğuk var, Bekir amca montunu unutmuş. Varın deliliği siz tahmin edin.

Neyse, o gitti servis geldi. Ben bindim birisi "Bekir yok mu? Servisi kaçırmaz o nerede?" dedi.

"Geldi, motunu alıp gelecek, bir iki dakika beklersek geleceğini söyledi." dedim. Şöför biraz ilerleyip durdu. Aradan otuz saniye geçmeden hep şöförün arkasına oturan iki kadın homurdanmaya başladı. "Biz bunun keyfini mi bekleyecez?" diye. Bir iki kişinin "Gelir, evi yakın." demelerine rağmen ablalar homurdanmayı kesmeyince servis şöförü gaza bastı, Bekir amcayı o soğuk ve yağmurda kaderine terk etti. Ardından Bekir amca yaşlarında biri kadınlara ve şöföre sertçe çıkıştı "Biliyonuz Bekir sesini edemez hakkını savunmaz, ondan ötürü böyle ediyonuz." dedi ve servisi durdurup indi.

Bekir amcanın isteğini yerine getirememenin mahçubiyetiyle ben de indim servisten. Taksiye bindim öyle gittim kuruma. Kalan zamanda da servisi kullanmadım bir daha.

Anladığım amcanın meczupluğundan istifade edip başka zamanlarda da hakkını yedikleri oluyormuş.

Varsın on dakika beklensin. Ne olacaktı yani, üstelik amca bunu sürekli yapan biri değil. O kadınların ellerine ne geçtiğini hiçbir zaman anlamlandıramadım. Durduk yere birine kötülük etmiş oldular. Servise zamanında gitmek, servisin sizi değil de sizin servisi beklemeniz bir kuraldır eyvallah, ama ortada insani bir durum ve kötü koşullar var. Biraz vicdan kuralları işlese biri mi ölecekti sanki. O inen amca haklıydı. Bekir amca değil başkası olsa beklerlerdi.

Ne olursa olsun birinin güçsüz yanından faydalanıp ona bu şekilde davranmak zalimliktir. Ama zalimin bilmesi gereken başka bir şey var; dünya bir gün değildir, elbet başka zaman sıra ona da gelecektir. Başka bir zalim gelip onu da bir şekilde öteleyecektir.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About