Sapık, sapkın; ne korkunç kelimeler değil mi?
Efendim; her çocuk üç ila altı yaş arasında ödipal evrededir ve bu evrenin en önemli özelliği çocuğun kendi cinsiyetinin davranış biçimlerini anneleri ve babaları üzerinden öğrenmesidir. Bu yetişkin bir cinsellik algısı gibi değil de annesini gözleyen kızının annesine, babasını gözleyen oğlunun babasına benzemesi gibi düşünün.
Eğer çocuk, bu keşif döneminde bir sorun yaşamışsa yetişkinlik döneminde cinsel kimlik ya da cinsel davranışlarda bozukluklar yaşayabilir.
Aslında üremek, neslini devam ettirmek insanın en temel dürtülerinden biridir. Bu dürtü dinamiktir ve deşarj edilmelidir. Gel gör ki insan, biyolojik varlığının yanında aynı zamanda toplumsal da bir varlıktır ve bu dürtü kontrol altında olması gereken bir dürtüdür.
Yaşadığımız toplumun kurallarıyla sınırlanmanın yanı sıra eğitim, din, aile ve kültürel etmenlerle de kuşatılırız. Tamamıyla olmasa da yasak, ayıp, günah kavramlarının varlığı bu dürtüyle baş etme noktasında önemlidir. Ama ne olursa olsun bu insanların varlığı yadsınamaz. İnsan içindeki canavar ruhu beslemenin bir yolunu bulur.
Efendim eser de tam olarak sapkınların dünyasına açılan kapıyı aralamış. Macera; psikoloji profesörü Adrian'ın yakın zamanda hafızasını yitirip öleceğini öğrenmesiyle başlıyor. Adrian kaybedecek bir şeyi kalmadığını düşünüp yaşantısına son verme fikrindeyken genç bir kızın kaçırılmasına şahitlik ediyor ve kızı kurtarmaya çabalıyor.
Teknolojinin kötü niyetli ellerde nelere yol açabileceğini, suça ortak olmasalar bile izlemekten zevk duyan kesimin varlığını da gözler önüne sermiş John Katzenbach. Kurgunun iyi olmasının yanı sıra karakterlerin zor şartlar karşısında yaşadığı ruhsal değişimi ve yeni beceriler geliştirerek hayatta kalma mücadelisini çok güzel anlatmış Katzenbach.
Neticede iyi bir polisye eser çıkmış ortaya. Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.