Vicdan


Yarı uykulu bir halle geçirdi önlüğünü sırtına. Öğlen on bir gibi paydos etmiş, gece ikide tekrar işinin başına geçmişti.

Tüm öğleden sonra çocukların okul ve alışveriş işleriyle uğraştığından eve geç gitmiş, çok az uyuyabilmişti. Herkes en tatlı uykusundayken yollara düşüp tek bir penceresi olmayan, sıcaktan kaynayan bu mutfakta güneşin bile doğduğunu görmeden sabaha kadar koşturmak  canına tak etmişti. 

Bu lokanta şehrin eğlence mekanlarına ev sahibi caddelerinden birinin üzerinde, yirmi dört saat açık, köklü bir lokantaydı. Sabaha kadar müşterisi eksik olmazdı. Eğlenceli bir geceyi noktalamak için iyi bir tercihti. Kendisinden başka iki şef daha vardı. Yardımcı Aşçılar, bulaşıkçılar garsonlar derken neredeyse yirmi kişinin evine ekmek götürmesine vesile bu mutfakta, işler her zaman acele ve karışıktı.

Tezgahın köşesinde öğlenden beri duran lekeye ilişti gözü. "Bir işi de becerin be. Bulaşığı da ben mi yıkayım?" diye söylendi. Bulaşıkçıları hiç sevmiyordu. İki kadın bir adamın ortaklaşa çalıştığı tezgahta işler hiç yolunda gitmiyordu. Kadınlar sürekli didişiyor, adam da ikisine de yaranmak için ne tarafa çekerlerse o tarafa gidiyordu. Çalışırken çıkardıkları hır gürün desibeli evveli gün epey yükselmişti. Hepsini patrona şikayet edip işten attırmakla tehdit etmek zorunda kalmıştı. Tabii ki böyle bir şey yapmayacaktı sadece korkutup işlerini yapmalarını sağlamaktı amacı.

Herifçioğlunun umrunda mıydı sanki. Yedi sekiz kişiyi el altından sigortasız çalıştırıyordu zaten. Ekmek için kapıyı aşındıran eksik olmazdı, bir gider bin gelir icabında, dert mi? Baba patron vefat ettikten sonra züppe oğluyla işe yaramaz kuzenleri ne iş ahlakı ne çalışma düzeni bırakmıştı. Çıt diyeni koyuyorlardı kapının önüne. Eskilerden kalan üç beş kişi vardı, gerisi allaha emanet, su yolu olmuştu mutfak.

Evvela sabahçıların çorbasını yapmak lazım gelirdi. İşkembenin terbiyesini de yapmak gerekiyordu, alkollü bünyeler damlamaya başlamıştı, "Hazırda olan iki tencere işkembe birazdan biter, o bitene kadar mercimeği halleder, terbiyeyi yaparım." diye geçirdi içinden. Erzak kutularını yokladı hepsi boştu. Seslenip kimseden cevap alamayınca "Tırnağın varsa başını kaşı oğlum." dedi söylene söylene açtı çuvalın tekini. Erzak kutularının boş olmasına çok sinirlenmişti. Zaten kimseye iş buyurmayı sevmiyordu bu mutfakta. Gece tayfasının suratı beş karış olurdu hep. Kime dokunsan patlayacakmış gibiydi. Uykusuzluk kendisi de dahil her bünyede hezeyana neden oluyordu.

Çuvalı açarken dengeye getiremediğinden bayağı döküp saçtı. Kominin birine seslendi "Toplayın şurayı!" diye. Aynı anda içeride sarhoş müşterinin biriyle münakaşa eden bir garsonu üç kişi yaka paça attılar içeri. Garson karşılık verememenin hırsıyla arkadaşlarının kolunda küfredip duruyordu. Mercimeği bırakıp garsonlara yöneldi. Olayla alakasız iki garson diğerini bırakıp hizaya geçti. Durmadan saydıran garsonun omuzunu sertçe tutup iteledi. "Kes lan sesini sabaha kadar senin vırıltını mı dinleyecez." diye höykürdü. 

Çocuk şaşkın bir ifadeyle kem küm edip derdini anlatmaya çalışsa da dinlemedi. Bu sırada mekanın üst katında bir odada demlenip kumar oynayan patron ve şürekâsı da merakla mutfağa girdi. Hemen arkalarından ızgaralardan sorumlu şef de daldı mutfağa. Mutfakta adım atacak yer neredeyse kalmamıştı. Gergin bir sessizliğin hakim olduğu mutfakta gözler şefteydi. Patronla göz göze geldiği an müptezel herif kes biletini anlamında salladı başını ve çıkıp gitti.

Şef hiç tereddüt etmeden "Çıkar önlüğü terk et mutfağı. Siz de işinize bakın yettiniz artık." dedi, çorbanın başına döndü. Garson ağlamaklı gözler ve hiddetle mutfağın ortasına fırlattı önlüğü okkalı bir küfür savurup kapıyı çarpıp çıktı. Çıkarken mekanın valesi olan kardeşiyle çarpıştı. İki kardeş hızla mekanı terk etti. Sıcacık mutfak buz gibi olmuştu. 

Izgara şefi yavaşça yaklaştı yanına, kısık bir sesle "Ne yaptın be ustam! İki kardeş sekiz nüfusa bakıyordu buradan kazandığıyla. Oldu mu böyle?" dedi, cevabını beklemeden yüz çevirip gitti. Bir anda herkesin nefret ettiği, iki kişinin ekmeğiyle oynayan bir zalime dönüşmek kalbini çok fazla incitti. Bir anlık öfkesine yenik düşüp çocuğu kovmuş diğerlerine bu yolla gözdağı vermişti. Hayatı boyunca yaptığı bir şey değildi. Fazlaca inançlı biriydi ve bu inancına ters bir işti. Karşı olduğu patronun bir anda maşası olmuştu üstelik, kimbilir insanlar bundan sonra hakkında ne düşünecekti.

Şafak atana kadar hiç durmadan tek kelime etmeden çalıştı. Kendisini garsonun yerine koydu. Koydukça canı daha çok sıkıldı. Ekmek yediği kapının aniden suratına kapandığını düşünüp durdu. Müşteriyle muhatap olmayın uyarısını defalarca yapmasına rağmen garsonun işi kavgaya kadar getirerek kuralları hiçe sayması fikri bile garsonu kovmasını aklileştirememişti. İçi çok huzursuzdu. 

Alacakaranlıkta paydos etti. Önlüğü askıya asıp mutfağın arka kapısından çıktı. Çöpleri attıkları yere doğru birkaç adım attı. Bir sigara yaktı ve derin bir nefes çekti.

*************************************

Benden bu kadar. Merak ettiniz mi hikayenin sonunu? Bir yere bağlayıp toplumsal mesajı verip kaçmaya niyetim yok bu defa. Aslında aklımda çok fazla son var. Çoğunluğu birinin mefta olduğu sonlar. 

Mesela, şef bu vicdan azabına dayanamayıp kalp krizi geçirip ölebilir, garson ya da kardeşi şefi bu kör noktada öldürebilir, yine garson ya da kardeşi patronu öldürüp ölüsünü çöpün yanına bırakmış olabilir, garson o hırsla kavga ettiği müşteriyi öldürmüş buraya bırakmış olabilir, şef suçluluk duygusundan patronu öldürmüş olabilir, şef ya da garsondan biri intihar edebilir, hiçbir fok olmayıp şef bu utançla yaşayabilir. Aman ne bileyim bir sürü son işte.

Hikayeyi bu noktada bırakıyorum. Elimizde çok fazla malzeme var. Sizden naçizane bir iyilik istiyorum. Zahmet vermezsem bu hikayenin sonunu birkaç cümle kendi hissiyatınızla bitirebilirsiniz misiniz sevgili okuyucular, maille gönderirseniz isminizle birlikte alt kısıma siz gönderdikçe ekleyeceğim. Bir sürü alternatif son. Denemeye değmez mi? Niye böyle ettin diye siz  sormadan ben söyleyim birlikte bir hikaye yazma fikri hoşuma gitti. 

İletişim: yesilbirevham@gmail.com

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About