Sevgi, insanın en temel ihtiyaçlarından biridir ve bebeklik döneminden başlayan gelişim sürecinde ve hayatın tüm evrelerinde önemi çok büyüktür. Ebeveyn kaybının yaşandığı durumlarda sekteye uğrayan bu ihtiyacın karşılanması için çocuklar maalesef farklı farklı yollara başvurur.
Misal babasına çok düşkün olan bir kız çocuğunun babanın kaybı durumunda kendisine en ufak ilgi gösteren veya yaşı çok büyük biriyle birliktelik yaşaması ya da tam tersi sevmekte, bağlanmakta güçlük çekmesi gibi.
Siyah Köpekler'in anlatıcısı Jeremy de bu ihtiyacı önceleri arkadaşlarının aileleri ile zaman geçirerek daha sonrasında da eşinin ailesiyle yakın temasla gidermeye çalışmış. Bir hastane odasında kayınvalidesinin anılarını yazmaya başlayan Jeremy, kadının ani ölümüyle kayınpederi ile gerçekleştirdiği bir seyahatte devam eder kitabı tamamlamaya.
Ian McEwan tarafından kaleme alınan Siyah Köpekler zamanla ideolojisi ve inançları farklılaşan Jeremy'nin kayınpederi ve kayınvalidesinin hikayesi. Eser, bir yandan onca farklılığa rağmen birbirlerini aşkla sevmekten vazgeçmeyen bu iki insanın geçmişine ışık tutarken, diğer taraftan da Avrupa tarihinin tozlu sayfalarında gezdiriyor okuyucuyu. Berlin Duvarı'nın yıkılışından, Polonya'daki esir kamplarına kadar tarih sahnesinden kareler gerçekliği kaybetmeden yer bulmuş eserde. Din, komünizm, ateizm gibi kavramlara farklı bir bakış açısıyla bakmış.
Dili kullanmaktaki ustalığı ve sinematografik üslubu ile özdeşleşen McEwan, Sonsuz Aşk adlı eseriyle İngiltere'nin en önemli edebiyat ödüllerinden booker'ı almaya hak kazanmış. Kitaplarının çoğunu okuduğum yazarın bu kitabını ayrı severim. Vakit olursa diğerlerini de tanıtmaya çalışacağım. Okuyacakları leziz bir hikayenin beklediğini söyleyebilirim.
