Tarih; ilimin, bilimin ilerlemesini engellemeye çalışan iktidarlar, din adamları, bilim adamları ve toplumları sıkça yazmıştır maalesef. Bazı bilim insanlarının çalışmalarının değeri, üzerinden yıllar geçtikten sonra anlaşılabilmiştir ne yazık ki.
Eserin ana teması bu olmasa da ana fikirlerinden biri olduğuna kanaat getirdim. Maceranın esas konusu, 1900'lü yılların başında Amerika'da işlenen bir cinayeti ve aynı zaman diliminde bir enstitüde bir dizi konferansa katılmak üzere davet edilen Sigmund Freud ve Carl Jung'un sürece dahil olmasını anlatıyor.
Polis, New York'un en prestijli binasında, vahşice öldürülen bir kadının cinayetini aydınlatmaya çalışırken, benzer bir yöntemle bir kadın daha saldırıya uğruyor ve kıl payı kurtuluyor.
Saldırı sonrasında hafızasını ve konuşma yetisini kaybeden kadını tedavi etmesi maksadıyla başvurulan Freud, genç kıza psikanaliz uygulaması için genç bir doktoru görevlendiriyor. Ancak olaylar düşündüklerinden çok karmaşık bir hal alıyor.
Eserde Freud ve Jung'ı adım adım ayrı yollara götüren olaylar gerçek zaman dilimine uygun olmasa da tamamen gerçeğe uygun verilmiş ve psikanalitik yaklaşım kurguya çok güzel giydirilmiş. Yazarı bu noktada takdir etmekte fayda var çünkü kuramı yalayıp yutmasının dışında Freud ve Jung'ın hayatına da oldukça hakim. Bunun dışında psikanalizin bilim dünyasında karşılanışı ve engellemeye çalışılması da aynı gerçeklikte. 1900' lü yılların New York'unun tarihsel ve sosyolojik yapısıda yer bulmuş kitapta.
Bolca ters köşeli eser, aşk, cinayet, entrikanın dışında bilimsel ve tarihsel içeriği ile göz dolduruyor. Romanın son söz kısmında, eser sahibi okuyucu için güzel bir açıklama kısmı hazırlamış. Yazarın Hamlet severlere de küçük bir süprizi var. Cüssesi biraz kalınca ama temposu hiç düşmüyor. Psikanalize ve polisiye türlere ilgi duyanları güzel bir serüven bekliyor anlayacağınız.
Keyifli okumalar dilerim.