Prenses Kimdir?

Sene 1682. Rus çarı 3.Fyodor bir varis bırakmadan öldü. Çocuk yaşta olan iki erkek kardeşi vardı, ancak kardeşlerden 5.İvan hem zihinsel hem fiziksel engelliydi ve bu sebeple tahta çıkmasına ihtimal bile verilmiyordu. Petro(deli petro) da sadece 9 yaşındaydı. Yine de önce tek başına çocuk kral ilan edildi. 

Fyodor'un bir de kız kardeşi vardı: Sophia Alexeyevna. Romanov hanedanının geleneklerine göre manastırda yetiştirilmiş, erkeklerle ve halkla iletişimi son derece kısıtlı tutulmuş ama kendi merakı, isteği ve hırsları sayesinde iyi eğitim almış bir prenses. Haliyle babasının ikinci evliliğinden olan Petro'nun tek başına kral olmasını kabul etmedi ve diğer kardeşi İvan'ın da tahtta hakkı olduğu ile ilgili halkın desteğini aldı. Çıkan isyan sonucunda 16 yaşındaki zihinsel engelli İvan ve 9 yaşındaki Petro birlikte kral ilan edildi. 26 yaşındaki Sophia ise zaferi de kudreti de kazanmış asıl kişi olarak saltanat naibi oldu. Ve devam eden 7 yıl boyunca görünürde iki kral ülkeyi yönetirken Sophia, Rus tarihinin ilk kadın hükümdarı oldu. 

Ancak naipliğinin son yıllarında meydana gelen askeri başarısızlıklar halkın hoşnutsuzluğuna neden oldu ve saray dışında yaşayan kardeşi Çar Petro, bir saray baskınıyla yönetimi tamamen ele geçirdi. Sophia se hayatının sonuna kadar kalacağı manastıra hapsedildi. 

Sene 1774. Genç bir kadın önceki Rus İmparatoriçesi Elizaveta Petrovna'nın gayrimeşru kızı olduğu iddiasıyla ortaya çıktı. İmparatoriçe'nin böyle bir çocuğunun olduğu kayıtlarda yoktu. İddialar, reddetmek için bile ciddiye alınmasa da onu, Rusça hamamböceği anlamına gelen "tarakan" kelimesinden türetilmiş Tarakanovna adıyla anmaya başladılar. Ama Rusça bile bilmeyen bu genç kadın Rus halkının bir kısmını inandırmayı başardı. Tahtta hak iddia eden Tarakanovna aynı zamanda Rusya'da gerçekleşen bir isyanın öne çıkan isminin de kardeşi olduğunu söyledi.

Dedikodulardan rahatsız olan mevcut İmparatoriçe 2.Katerina(Osmanlı ile Küçük Kaynarca ve Yaş anlaşmalarının imzalandığı dönemin imparatoriçesi) bu genç kadının bulunup yakalanmasını emretti. Sonunda Livorno'da(İtalya) bulunan Tarakanovna Rusya'ya getirildi. Ama yargılaması yapılmadan hapse atıldı. Üstelik o sıralar tüberküloz olduğuna dair işaretler vardı. 

Hikayenin buradan sonrasıyla ilgili iki rivayet vardır. Birine göre Tarakanovna hastalığı sebebiyle, hapsedildiği kalede öldü. Bir diğer rivayete göre ise 1777'de Rusya'da yaşanan büyük sel felaketinde kaldığı hücreye dolan suda boğularak öldü. İşte Konstantin Flavitsky, en bilinen eseri olan Prenses Tarakanovna'yı boyarken bu ikinci hikayeyi, yani daha dramatik olanı seçmişti. Oysa ilk ihtimal gerçeğe daha uygun görünüyordu. 

İki ayrı dönemde yaşamış iki Rus prensesinin hikayesi böyleydi. Şimdi bir de bu iki kadın nasıl resmedilmiş ona bir bakalım.

Sophia, kardeşi Deli Petro'nun saray darbesi sonucunda hapsedildiği manastırda, tüm yenilgiyi, öfkeyi, gücenmeyi ama yine de kudretli oluşu açıkça gösteren bir şekilde resmedilmiş. Zaten resim de İlya repin'e ait ya. Dikkatli bakarsak "Korkunç İvan Oğlunu Öldürüyor" ve "Gogol" resimlerindeki o kudretli bakışları görürüz Sophia'nın gözlerinde.

(Korkunç İvan Oğlunu Öldürüyor ve Gogol tabloları da yakında blogta yerini alacaktır)

Yenilgisine rağmen onurunu korumak için güçlü bir duruş sergilemeye çalışan bir kadını tüm gerçekçiliğiyle boyamış Repin. Rrsimde bir zarafet unsuru yok. Kadının ne yüzünde ne duruşunda "kadın cinsinin zayıflığı" var. Camda kendisine destek veren askerlerden birinin asılmış bedeni duruyor üstelik. Sophia'nın arkasındaki köşede ürkek bakışlarını gördüğümüz küçük çocuğun kim olduğunu bilmiyoruz. Ama hizmetine verilmiş olduğunu düşünebiliriz. Yine de varlığı, sahnenin ağırlığını arttıran bir etken. 

Bir de Tarakanovna'ya bakalım.

Konstantin Flavitsky, prensesle ilgili daha dramatik olan konuyu seçmişti. Konuyu işleyişi de aynı ölçüde olmuş. Hatta dramayı arttırmak için prensesi belki de olduğundan daha zayıf göstermişti. Sel suları pencereden içeri dolarken, sudan kaçmaya çalışan farelerin de yatağa tırmandığını görüyoruz. Hatta belki birazdan prensesin üzerine yapışacaklar. Bir kadın için ne büyük bir korku kaynağı! Prenses, omuzları ve saçları açık, resme bakan şövalye ruhlu erkeklerde onu kurtarma arzusu doğuran bir vaziyette ölümü bekliyor. Yüzünde korkuya rağmen şuh bir görüntüsü olduğunu inkar edebilir miyiz? 

Kadınların olduklarından daha kırılgan ve şuh resmedildiği resimler Avrupa sanatında oldukça yaygındır. Ancak bakınız İlya Repin ve Konstantin Flavitsky dönemdaş sayılır. Yani, Repin Sophia'yı tüm gerçekçiliğiyle resmederken Flavitsky, Tarakanovna'yı geleneğe uygun şekilde; çaresizce kurtarıcısını bekleyen gösterişli bir prenses olarak boyamayı seçmiş. 

Belki, "a Yeşil Evham Sophia sadece manastıra kapatılmış. Tarakanovna ise ölüyor. Son anlarını yaşayan biriyle diğerinin duruşu aynı olur mu?" diyebilirsiniz. Ama, Sophia'yı selde boğulmak üzereyken hayal edin. Yataktan daha yüksek olan masaya çıkmaz mıydı en azından. Ya da Tarakanovna bunu yapmayı akıl edememiş midir? Edememiş olması kadının kırılganlığıyla/narinliğiyle/kurtarılmaya muhtaçlığıyla ilgili bir çekicilik kazanması açısından tercih edilmişti.

İlya Repin ise en azından bu tablosunda bir kadını olduğu gibi resmetmenin mümkün olduğunu göstermiş oldu. Hatta döneminde bunu yapan ilk ressamlardan biri oldu. 

Eee? ne dedi şimdi bu kadın?

Dediğim odur ki, kafamızdaki prenses algısı çok eskiden beri narin ve kırılgan bir imajla eşitleniyor. ta çocukluktan beri kız çocuklarından bile bir prenses gibi olması beklenir ya hani. O prenseslerin, erkeklerde kudretiyle onu kurtarıp kahraman olma isteği uyandırması prensesliğin ilk şartıdır. Sadece dişi olmak değil dişil olmaktır ilk şart. Sophia'ya bakan biri, onun bir prenses olduğunu bilmese öyle olduğunu düşünür müydü? Oysa o, en az Tarakanovna kadar bir prenses.

Oysa, kendi başının çaresine bakan, sorun çözen, kudret sahibi olan her çocuk ve kadın da tarakanovna kadar zarif olabilir.

Oysa, prensesler hiçbir bakımdan zayıf olmak zorunda değildir.


Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About