23 katlı bir binanın terası...
A: Pekâla yüzünü görebileceğim şekilde dikkatlice döner misin?
B: Tamam. Yaklaşmazsan sevinirim.
A: Çok güzel, yavaş ol lütfen. Neden burada olduğunu söyler misin? Sana yardım etmek istiyorum.
B: Seninle aynı sebepten.
A: İkna edebilecek misin peki kendini?
B: Deniyorum.
A: Yardımcı olmama izin verir misin?
B: İzin vermekten başka şansım yok zaten, boşuna nezaket göstermene gerek yok. Gidersen denemeye devam edeceğim.
A: Beraber denemeye ne dersin?
B: Tek başıma devam etmek istiyorum.Yardım edebileceğini düşünmüyorum.
A: Bunu bilemezsin. Bana biraz kendinden bahseder misin?
B: Ne duymak istiyorsun?
A: Adını söylemekle başlayabilirsin.
B: Ne fark eder? Seç bir isim.
A: Tamam.Sana yardımcı olabilmem için hakkında bir şeyler bilmeliyim.
A: Ne iş yapıyorsun? Çalışıyor musun?
B: Önemli mi?
A: Evet, elbette.
B: Sadece beni rahat bırakmanı istiyorum.
A: Neden buradasın?
B: İzin verseydin bu soruların cevabını bulacaktım. Sen ise kendi cevaplarının peşindesin. Herkes gibi.
A: Kim kızdırdı seni bu kadar?
B: Kimse.
A: Kendine kızgınsın o zaman.
B: Ben kızgın değilim.
A: Ailen hayatta mı? Ulaşmamızı isteğin biri...
B: Ben insanlara ulaşmayı bırakalı çok oldu.
A: Peki. Sana yardımcı olmak istiyorum. Neden buradasın o zaman. Başına ne geldiğini duymak istiyorum.
B: Aslında her zaman olan şeyler, dünya var olduğundan beri her zaman olan, çoğunuzun fark etmediği, fark etse de önemsemediği lanet şeyler.
A: Devam et lütfen.
B: Akan trafiğin içinde ölü bir köpek yavrusu gördüm. Kaza yapmayı göze alarak güçlükle durabildim. Kaç kişi üzerinden geçti bilmiyorum. Durdurdum trafiği. Paramparça bir bedeni zerre zerre topladım yolun üzerinden. Ellerimde hala masum yavru bir köpeğin kanı var.
A: Sen çarpmadın ama köpeğe.
B: Ne fark eder ki bir insanoğlu çarptı. Yerine geri dön lütfen ilk başta durduğun yere. Yaklaşma.
A: Tamam sakin. Anlayabiliyorum çok üzülmüş olmalısın.
B: Ne yazık ki hiç üzülmedim. Gariplerin ölmesi üzmüyor artık beni.
A: Anlıyorum. Devam et lütfen.
B: Anladığını sanmıyorum ama merakını gidereceğim.
Şu aşağıdaki otoparkı görüyor musun?Aracımı otoparka park ettim. Kontağı kapattığım anda motorun sesi yerini küçük bir çocuğun acı çığlıklarına bıraktı. Çığlıkların geldiği tarafa koştum.Beş altı yaşlarında bir çocuğa babası tekme tokat girişmişti. Burnu kanıyordu küçüğün. Araya girip çocuğu elinden almaya kalktım, gözü dönmüş adamın öfkesinden bir sille de ben nasiplendim. Öylesine hınçla vurdu ki gözüm karardı bir kaç dakika kendime gelmedim. Çocuğu sürükleyerek merdivenlere çıkardı neyse ki vurmayı kesebildi.
Bunların hepsi 2 saat içinde gerçekleşti ve hiçbirini değiştirmeye, düzeltmeye gücüm yetmedi. Ve artık yaşamaya da gücüm yetmiyor. Her gün bu düzene uyanmak azapların en büyüğü. Düşlediğim bu değildi. Kafamı çevirdiğim her yerde kötülük kol gezerken gözlerimi, kulaklarımı kapatıp yaşamaktan yoruldum.
A: Seninle aynı sebepten buradayım demiştin.
B: Evet küçük bir kırıntı arıyordum ama yaşadıklarımı sözcüklere döktükçe ondan da vazgeçtim. Dünyaya gelmeyi ben tercih etmedim. Ama gitmeyi seçebilir ve bu bilinçli tutsaklığa bir son verebilirim.
A: Gidince ne olmasını bekliyorsun?
B: Bir şey olmayacağını biliyorum, bir şey olmasını istemiyorum zaten. Dedim ya; her gün aynı kargaşaya uyanıp, bu yalancı gülüşü takınmaktan bu kimliği giyinmekten usandım. Dünya bensiz de dönebilir.
A: Haklısın. Bir eksik bir fazla ne fark eder nasıl olsa dönüyor dünya. Senin gibi binlerce insan ölüyor, doğuyor bir şekilde hayat yolunu buluyor. Ama ne var biliyor musun? Her ne kadar kötülük kol gezse de küçük iyilikler yaşanılabilir kılıyor dünyayı. Bugün o otoyolda olmasaydın senin gibi köpeği ezmekten kaçınan biri ölebilir ya da başka birilerinin ölümüne, sakat kalmasına neden olabilirdi.
Yine o otoparkta olmadığını, o silleyi küçük çocuğun yediğini düşün. Kimbilir belki o da sakat kalacak belki ölecekti. Senin de yaratılış amacın budur belki. Herkesin görünce kafasını çevirdiği bakmak istemediği yerlere bakmak, olmak istemeyeceği yerlerde olmak.
Ve en önemlisi ne biliyor musun?
Yaptığın iyiliğin yerini bulmadığını düşünmemeli iyilik yapmaya devam etmelisin. Karşındaki o iyiliğe lâyık olmasa bile, sen o iyiliğe layıksın. (Che)
Benimle gelirsen dünyanın daha iyi bir yer olacağına söz veremem ama sen gidersen dünyanın aynı olmayacağını biliyorum. Sen ve senin gibilerin yaptığı küçük iyilikler sayesinde dönüyor bu dünya.
Lütfen bana da bir iyilik yapıp elimi tutar mısın?