Kendini Sınırlamak

İnsan düşmanına bile etmeyeceği zulmü kendine reva görür bazen. Yerin yedi kat dibine koymaktan çekinmez kendini, Öteler, örseler, erteler... 

Başkaları yapınca beğendiği şeyleri hiç denemediği halde kendine yakıştıramaz, alıkoyar kendini misal. Halbuki bir dansçı kıvraklığıyla  inanılmaz figürler sergileyemese de herkes iyi kötü dans edebilir. Herkes her şeyi mükemmel yapacak diye bir kaide yok ki. Bazı şeyleri herkesten iyi yaparsınız, bazılarını biraz yapabilirsiniz ama bu yapmanızın önünde bir engel teşkil etmemeli.

Kendimizin ilk destekçisi kendimiz olmalıyız. Bunu öğrenmek ve hayata geçirmek ilerlemek ve kendini gerçekleştirmek için önemli diye düşünüyorum. Gördüm ki, çoğu nokta ben de kısıtlamışım kendimi "bende sakil durur bu." diye düşünüp çoğu güzel şeyden mahrum bırakmışım kendimi; bahsetmiştim tozları atıyorum uzun zamandır.

Hayatımda hiç yapmamıştım dün bebelerle bir saat dans ettim kimseye aldırmadan sahilde misal. Beceremiyorum da üstelik; elim bir yana kolum bir yana. Ama ne eğlendim, rezilliğimi öyle bir gölgeledi ki aldığım keyif. 

Sanırım tamamı yetiştirilme tarzından ileri gelen şeyler bunlar. Ama geçmişi bir kambur gibi sürekli sırtında taşıyıp yük etmenin manası yok. Karakterimizin şekillenmesinde büyük katkısı olan yanlış ilkeleri ve dogmaları bir yerde bırakmak yükümüzü çok hafifletecektir. 

Onaylanma, kabul görme, görülme kaygıları taşımadan sınırlarını keşfe çıkmak insana yeni deneyimlerin yanında farklı bir bakış açısı da getiriyor. Aman her şey uçup gidecek zaten kısacık bir zamana sıkışıp varolma mücadelesi vermek gibi bir derdimiz var. Sadece nefes alıp vermekten ibaret olmasın hayat, heybemizde pişmanlıklar gözümüz açık gitmeyelim bari.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About