Aşkın Formülü


Eşimle birlikteliğimizin on sekiz yılı geride kaldı. 

Aslında çok önceden, çocukluktan tanıyorduk birbirimizi. Sokakta taş atmıştı kafama. O kazadan sebep küçük bir iz var sol kaşımın üstünde. Kafamı kırmışsın diyorum,  işaretledim seni diyor. 

Aramıza yüzlerce kilometre yol girdi birlikteliğimizin ilk altı yılında. Ayrı şehirlerde okuyorduk. İletişimin kısıtlı olduğu yıllardı, üstelik öğrenciydik çok az görüşebiliyorduk. 

Sonra başka şehirlerde çalışmaya başladık. Aynı şehirde buluşana kadar göbeğimiz çatladı. Onca imkansızlığa rağmen aynı çatı altında da buluşmayı başardık. Yani anlayacağınız zordu, hem de çok zor.

Onun mesleğinin temelinde insan var,  benim ise makineler. O çok sosyaldir, ben ise asosyal. O et, ben daha çok ot severim. O renkli şeyler giymeyi sever, ben siyahtan şaşmam. Ben oyun tutkunuyum eşim hiç sevmez. Film, dizi, müzik aklınıza gelen ne varsa buraya yazabileceğim çoğunluğunda farklı noktalardayız. Herhangi bir tartışmanın ayrı taraflarıyız anlayacağınız. Yani elle tutulur çok az ortak zevkimiz var. Tüm bunlara rağmen bir gün bile bir duvarın ayrı taraflarında kalmadık. Farklılıklarımızı bir çatışma malzemesine dönüştürmedik.

Bizim birlikteliğimizi yürüten dinamik bu saydıklarımın hiçbiri değil. Birbirini tamamlayıp bir bütün olmak, illaki eve aynı yolu kullanarak gelmek demek değil. 

Aşk, sevgi her neyse formülize edilebilen bir şey değil, hepinizin malumudur. Şayet öyle olsaydı aşka dair bunca yazılanın, çizilenin, söylenenin hiçbiri olmazdı. Formülü başarıyla uygulayan Üsküdar'da soluklanırdı zannımca.   

Neydi bir arada tutan ikimizi? 

Bilmem. Ama bildiğim kesin bir şey var; birbirine iyi gelen iki ruh ayrı kalmamalı.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About