İnsanın Değeri


İnsanının biyolojik varlığının maddi değeri ölçülmüş, biçilmiş çok cüzi bir rakama denk geldiği bulunmuş; biraz tuz, biraz su benzeri şeyler. Hiç gibi bir şey. Üstelik yüzbinlercesi ölüyor, doğuyor, insanın hiçbir kalıcılığı yok. Çoğunun kendinden başka kimseye hayrı yok, bazen kendine bile yok. Peki öyle mi?

Uygar bir toplumda yaşıyorsanız devlet size en azından yaşamınızı idame ettirecek kadar maddi imkanlar sağlıyor, hukuki metinlerle haklarınızı düzenliyor, güvenceye alıyor. Ya geri kalmış, her daim savaşa gebe, nüfusu fazla olan, masumların sefalet ve ölüme mahkum olduğu toplumlar. Binlerce insan bir sebepten yok oluyor, olmaya devam edecek. Bu insanların yok olması dünyaya maddi olarak ne kaybettirir ki? Muhtemelen  hiçbir şey. Peki öyle mi?

Devletlerin, bilimin, sanatın görevi insanı değerli ve mutlu kılmak olmalı sözde. Devletler insanlara insanca yaşamalarını sağlayacak olanaklar sunmakla yükümlü. Bilim, insanın varlığını sürdürmesine her daim destek olmalı. Sanat, toplumu ileriye taşıyacak, bireylerin ruhuna, zihnine değer katacak unsurlardan müteşekkil olmalı. Peki öyle mi?

Dünya hiç adil bir yer değil ve hiçbir zaman da olmayacak. Çözümü olan basit bir doğa olayında bile onlarca insan kayboluyor, ölüyor. Düşünsenize 21. yüzyıldayız ve hala sınırlar bile tam anlamıyla çizilmemiş bu sebepten binlerce insan savaşlarda yitip gidiyor. Oysa birkaç gün önce kanlı canlı hayat doluydu bu insanlar, belki yarına dair bir sürü umut ve hayal taşıyorlardı. Şimdi ne olacak?

Sadece üç gün konuşulup dördüncü gün unutulacaklar. 

Başınızı çevirip herhangi bir beton yığınına iyice bakın. Emin olun maddi değeri sizin yekününüzden oldukça değerli ve kalıcı. 

Peki bunun müsebbibi kim?

İnsan, eylemlerinin iyi veya kötü sonuçlarıyla doğrudan ya da dolaylı yoldan illaki karşılaşacak. Bu son olmayacak.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About