Yanılgılarımızın çoğu, düşüneceğimiz yerde duygulanmak ve duygulanacağımız yerde düşünmekten doğar.
Schopenhauer'un da dediği gibi "Hayat, maliyetleri karşılamayan bir iştir. Çoğumuzun yerinde sayması daha kötüsü geri gitmesinin daha güzel izahı olamaz herhalde. Doğuştan şanslılar, şanslarını binbir çabalayla kendileri yaratanlar, başkaları tarafından yaratılan bir şansın üzerine konanlar; kim olursanız olun mutlu ve huzurlu bir yaşam geçmişin gölgesinde inşaa edilemiyor.
İşte Dublörün Dilemması tam olarak hayatta bir türlü dikiş tutturamayan geçmişinin gölgesinden kurtulamayan birkaç elemanın yollarının garip tesadüflerle kesiştiği trajikomik bir serüven. Kitap, kahramanların isimlerini taşıyan bölümlerden oluşuyor ki bunlar Nuh Tufan, İbrahim Kurban, Habip Hobo ve Ferruh Ferman.
Çocukluğunu bir yetimhanenin şefkati az dayağı bol kollarında geçiren, lise yıllarında hocalara kök söktüren afili filintalar çetesinin lideri, yetişkinlik döneminde ise ufak çaplı düzenbazlıklara yolunu bulmaya çalışan sıkı aşık, laf cambazı, albino ve bir o kadar şizofren Nuh Tufan'ın ağzından dinlediğimiz kısımlarla başlıyor macera. Garip işler mühendisi Nuh Tufan, aynı zamanda çapkının da önde gideni. Gel gör ki gönlünü kaptırdığı Dilemması için ölüme gidecek kadar da cesaret sahibi.
"Kaç yaşındasınız?"
"On sekiz"
"Hımmm, on sekiz... dilimizdeki en güzel kelime."
"İnsanlarla hep böyle mi konuşursunuz?"
"Evet. Biri Shakespeare'le aynı gezegende yaşadığımızı hatırlamalı."
Devamında sırasıyla über zengin, zeki ve vefalı mucit lise arkadaşı İbrahim Kurbanın geçmişine, maceraya dahil oluşuna şahitlik ediyoruz. Mucidimiz İbrahim Kurban insanları çoğaltmanın yolunu bulmuş, bu icadını Nuh ile birlikte nakde çevirmenin yollarını arıyor. Bu kısımda aynı zamanda her başlık altında eğlenceli bir ihtimaller zinciri sizi bekliyor.
Bu yıl bir ölüm ilanında kendi adınıza rastlamanız ihtimali 744’te 1
Telefonunuzun dinlenme ihtimali 18’de 1
Ölü bir atı sürüklemek zorunda kalmanız ihtimali 3119’da 1
Uçan bir ejderha görmeniz ihtimali 44 milyonda 1
Olaylara istemeden dahil olan fakat macerada kilit bir rol üstlenen gizli ajanımız Habib Hobo'nun ağzından anlatılan kısımlarda ise bolca "bir erkeğin hayatına..." kalıbıyla başlayan sıkı bazen de komik aforizmalara denk geliyorsunuz.
Bir erkeğin hayatında ses etmeyip pes ettiği anlar vardır.
Son kısımda da olayların tam da göbeğindeki isim yine bir şekilde zengin fakat mutluluktan zerre-i miskal nasibini almamış Ferruh Ferman'ın acınası hayatına ışık tutulmuş.
Babamdan o kadar korkuyorduk ki, ondan nefret edemiyorduk. Büyüyünce de insanın gönül kırıklığı ağır basıyor, yine nefrete sıra gelmiyor. Korku, beraberinde daima başka şeyler de getirir: Dilimdeki tutukluğa da babamın terörü sebep olmuştu kuşkusuz.
Okuyalı epey zaman oldu ama tanıtım dizisine bu kitaptan başlamaya karar verdim, çünkü Murat Menteş kitaplarını hakikaten çok severek okudum. Kısık ateşte 15 dakika filmi tarzında tam da Leyla Mecnun dizisi tadında bir eser. Yazım tarzı alışılagelmişin dışında romanlarla karşımıza çıkan Menteş'in en bilinen kitabı Dublörün Dilemması.
Sıradışı kurgusu, olay örgüsü, satır aralarına sıkıştırılmış efsane aforizmalar, kelime oyunları, laf cambazlıkları aynı zamanda ilginç genel kültür bilgileriyle gerçek mânada su gibi akıp giden bir eser. Unutup tekrar okumak mümkün olsa diyeceğiniz türden.
Güldürüyor, şaşırtıyor, sürüklüyor kısaca eğlendiriyor daha ne olsun.