Keyfe bakın, hoşşik. Nasıl da uzanmış dökülüyor.
Şu terapi koltuğunda yan gelip yatmak vardı şimdi. Bebeler yatmadı yine nasıl uykusuzum. Hiç düşündünüz mü bu koltuğun alametifarikasını? Danışan yan gelsin yatsın garibim, zaten felek vurmuş yel savurmuş...
Olabilir mi?
Cık, değil anacım, değil. Bakalım neymiş.
Kırk yaşında bir cerrah sürekli her yere geç kaldığı şikayetiyle terapist Jerome Blackman'in kapısını aşındırıyor. Bu sorunun özellikle hastanede ameliyatları ayarlarlarken ciddi sıkıntılara neden olduğundan hatta bunun yüzünden görevinin bir süre askıya alındığından bahsediyor.
Terapist ilk seasın randevusunu ayarlarken cerrahtan ödemeyi yapmak üzere yanında bir çek getirmesini istiyor ve cerrah kabul ediyor. Ama seansın sonunda yanında çek getirmeyi unuttuğunu söyleyerek bir sonraki seansta ödeme yapmasının uygun olup olmadığını soruyor. Terapist bunu kabul edemeyeceğini söylüyor.
Bunun üzerine cerrah sinirleniyor ve terapiste "Bana güvenmiyor musunuz?" diye öfkeyle çıkışıyor. Terapist "Sorun bu değil, sizinle bir anlaşma yaptık ve siz bunu bozmak istiyorsunuz." diye karşılık veriyor.
Bakın bu cerrahın geç kaldığı diğer durumlara benziyor. Böyle hallerde danışan kendisine hoşgörülü davranılmadığından şikayetçi ve terapistten de bu hoşgörüyü bekliyor.
Terapist biraz gıdıkladı danışanı tepkisinden bir şeyler çıkarmak niyetinde.
Parayı yakındaki bir bankadan çekip getirmesi noktasında anlaşıyorlar sonunda. Terapist cerrahla altı yıl boyunca bu ve cerrahın yaşamına dair diğer sorunlar üzerine çalışıyor. Terapist böyle bir olay yaşadıkları ilk seansta danışanın babasıyla yaşadığı iki sorunu fark ediyor. İlki, danışanın anlaşmayı bozarak tıpkı babasıyla yaşadığı durum benzeri terapistten anlaşmanın bozulmasını kabul etmesini beklemesi ve kabul etmediği noktada ona düşmanlık beslemesi. İkincisi, tıpkı babasıyla yaşadığı gibi terapisti onu cezalandırması için provoke etmesi.
Danışanın yaşadığı bu sıkıntıya aktarım deniyor. Aktarımın kısa tanımı; bilinç dışında gelmiş geçmiş olaylara ve ilişkilere dair anıları güncel şahıslara yüklemek, Bu bir savunma mekanizması. Bu örnekte danışanın yaptığı aktarım onu babasına karşı hissettiği kızgınlığı anımsamaktan koruyor, kötü bir anıyla yüzleşmemek adına geliştirilen bir savunma.
Nasıl?
Bu örnekte terapist çalışmalar sonucunda danışanın babayı zihninde idealleştirdiği sonucuna ulaşıyor. Danışan gerçeklikte babayla yaşadığı bu sorunları sorun olarak görmüyor, ama bilinçaltını kandıramazsınız. Danışan hayatının diğer kısımlarında babayla yaşadığı benzer her türlü sorunda bu savunma mekanizmasını devreye koyarak kendini babasıyla yaşadığı sorunlarla yüzleşmekten koruyor. Yani baba türevini gördüğü her durumda bu mekanizmaya başvuruyor. Terapist bu olay içinde baba türevi oldu ve bir otorite. Aslında geç kalmasının temel sebebi de kendini zorlayan otoriteye karşı gösterdiği dirençten ileri geliyor. Babaya gösteremediği direnci buralarda gösteriyor.
Aktarıma en çok maruz kalan kitle kadın ilköğretim öğretmenleridir. Bebeler annelerinin karşısındaymış gibi davranırlar çoğunlukla öğretmenin karşısında. Ya da danışanın terapistine aşık olduğunu sanması bir aktarım örneğidir. Aslında terapist nötr bir nesne, gerçekliği yok. Sadece bir seans boyunca gördüğünüz gerçeklikte nasıl bir insan olduğunu bilmediğiniz bir insan. Ama seanslar sırasında yargılamadan dinleyen, anlayan terapisti danışan gerçek kimliğini görmeden duygusunu yönlendiremediği için bir sevgi nesnesi gibi algılayarak durumu aşk gibi yorumluyor.
Gelelim baştaki sorunun cevabına; koltuğa Freud koltuğu ya da divan deniliyor. Biraz daha şık tasarımlarını evlerde dinlenme koltuğu olarak kullanmak da mümkün efendim, isimini de Josephine koymuşlar.
Freud Emmi terapi seanslarında aktarımlardan kaçmanın yolunu, danışanı a böyle bir tane divana yatırıp tavana bakmaya mecbur bırakmakta bulmuş.
“Hasta, genellikle unuttuğu veya baskıladığı hiçbir şey hatırlamamaktadır, fakat buna göre hareket etmektedir. Bunu bir anı olarak anımsamazlar, fakat bu eyleme dönüşür. Elbette ki bunun farkında olmadan onu tekrar eder.”
– Sigmund Freud
***Örnek 101 Savunma Mekanizması adlı kitaptandır.