Çocuklarını Yiyen Satürn

Bazı resimleri daha iyi anlamak için ressamını biraz tanımak gerekir önce. Çocuklarını Yiyen Satürn'ü(Saturn Devouring His Son) anlamak için de Francisco Goya'ya bir bakalım. 

1746-1828 yılları arasında yaşayan İspanyol ressam, ülkesinde ve Avrupa'da yaşanan birçok sancılı ve hatta kanlı olaya şahitlik etmiştir. 

Gençlik yıllarında tutulduğu Susac Sendromu hastalığı nedeniyle uzunca bir süre yatağa bağlı kalır. Hastalığı atlatır ama işitme duyusunu kaybeder. 

Mesleğinin başlarında saray ressamlığı yaparken 1808'de Napolyon'un ordusu(Fransa) İspanya'yı işgal eder. ispanyolların bu işgale direnmesiyle ülkede büyük çaplı insan ölümleri gerçekleşir. Yarımada Savaşı adı verilen bu savaşta Goya, saray tarafından savaşta bir çeşit savaş muhabiri/fotografçısı gibi ressam olarak görevlendirilir ve burada şahit olduklarını "Savaşın Felaketleri" adlı resim serisinde toplar. Bu seriye hakim olan iki olgu acı ve ölümdür. 

Savaş şahitliği Goya'nın kendi içine çekilmesine neden olur. Bir kır evi alıp şehirden uzak bir yaşam sürmeye başlar. Burada yaşadığı yalıtılmışlık, sağırlığıyla da birleşince kendini terk edilmiş hisseden bir adama dönüşür. Üstelik artık görme yetisi de kendinisi terk ediyor bir yandan da halüsinasyonlar görüyordur. 

Şehirden uzaklaşmış olması, Fransa işgalinden sonra yönetimi daha sıkı bir şekilde kavramak isteyen İspanyol monarşisinin katı girişimlerinden soyutlanabildiği anlamına gelmez. Önce engizisyon mahkemeleri yeniden kurulur ki Goya, engizisyonun sürekli izlediği ve hiç hoşlanmadığı biriydi. 2 kez yargılandığı mahkeme karşısına 3.kez çıkacakken bir din adamının evine saklanarak kurtulur ve son yıllarında bu yüzden Fransa'ya kaçmak zorunda kalır. Ülkedeki liberallerle kraliyet arasındaki mücadele binlerce insanın ölümüne sebep olur. Sadece 1814 ile 1874 arasında 20 darbe yaşanır. 

İste Goya, 1819-1824 yılları arasında zirve noktasına ulaşan psikolojik buhranları ile evinin duvarlarını birer tablo gibi kullanarak 14 resimden oluşan bir resim dizisi oluşturur. Çocuklarını Yiyen Satürn'ün on ikinsici olan bu 14 resimlik serinin adı "Karanlık Resimler"dir.

Şimdi birbirinden derin karanlığın, ucubeliğin, dehşetin, acı ve korkunun hakim olduğu karanlık resimlerden en bilineni olan Çocuklarını Yiyen Satürn'e bir bakalım. 

Satürn, Yunan mitolojisindeki adı Kronos olan ve Olimposlu tanrıların babası olan 2.nesil tanrıdır. (Kendisinden önceki nesil Khaos(Dünyanın henüz cisimleşmeden önceki hali. Sonsuz boşluk) ile başlar. Ondan sonra onun kızı Gaia(Toprak ana. Dünyanın cisimleşmiş hali) ve Uranüs gelir. Kronos da bu ikilinin son oğludur) 

Kronos, kardeşlerinden utanan ve onları yeryüzüne saklaması konusunda direten babasını cezalandırır. Kimine göre öldürür kimine göre orakla cinsel organını keser(dünyaya düşen organın okyanusu döllemesi sonucu da afrodit doğar) 

Babasının yerine geçen Kronos(Satürn), çocukları tarafından tıpkı babasına yaptığı gibi devrileceği kenahetini öğrenir. Buna engel olmak için önce kızları Hestia, Demeter ve Hera'yı; sonra da Hades ve Poseidon'u diri diri yer. Resimdeki tasvir işte bu andır. Son oğul Zeus, annesi Reia'nın Satürn'e Zeus yerine bir taş vermesiyle kurtulur.

Aynı konu başka ressamlarca da ele alınmıştır. Örneğin Rubens'in de aynı adla bir resmi vardır. Ama o, Satürn'ü resmederken bir atribü kullanmıştır. Atribü, yunan mitolojisini konu alan heykel ve resimlerde kimin hangi tanrı veya tanrıça olduğunu anlamamızı sağlayacak olan aksesuardır. Rubens, oğlunu canlı canlı yiyen ihtiyarın sıradan bir insan değil bir tanrı olduğunu anlamamızı istemiş. Bu yüzden onu bulutların üstünde ve elinde orakla resmetmiş.

Goya ise dehşete kapılmış bir ihtiyar çıkarmış karşımıza. Hatta, karşımızda çocuğunu yemekte olan şeyin bir insan mı yoksa yaratık mı olduğunu anlamak pek de kolay değil. 

Resme yukarıda anlattığım "Karanlık Resimler" serisinin tamamında olduğu gibi büyük bir karanlık hakim. Koyu zemin, önde yaşanan korkunç vahşetin altını çiziyor. Oğulun kanı ise bu karanlık renklerle keskin bir kontrast oluşturuyor. 

Resimde bana kalırsa en çarpıcı olan şey bir kısmı yenmiş oğul değil, Satürn'ün gözleri ve yüzündeki ifadedir. 

Büyük bir hırsla hatta kendini kaybetmiş bir vaziyette yer Satürn oğlunu. Ama bunu yaparken de gözlerinde belli belirsiz bir acı ifadesi vardır. Tıpkı engizisyon mahkemeleriyle, darbelerle, iç çatışmalarla evlatlarının ölümüne sebep olan ve bu evlatları kaybedenin yine kendisi olduğunu bilen İspanya gibi.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About