Elleri arkadan bağlı bir insandan korkan tam 7 aslan. Peki bu kişi onların terbiyecisi mi? Yoksa aslanlar üzerinde deney yapan bir bilim insanı da, onlara bir ilaç mı verdi? Ya da tabloya ilk bakışta görmediğimiz bir silahı mı var?
Aslında hiçbiri. Resimde gördüğümüz adam, Daniel.
Hıristiyanlık inancının dayandığı en eski ilahi dinî metinlerle birlikte Tevrat ve Zebur’un da dahil olduğu 39 kitaptan oluşan Eski Ahit’ten biri Daniel Kitabı’dır. Hıristiyanlık, Yahudilik ve İslamiyet’in peygamber olarak kabul ettiği Daniel ya da İslamiyet’e göre Danyal, Babil İmparatorluğu zamanında yaşamıştı. Ona bir peygamber olma özelliği sağlayan mucizesi ise rüya yorumlama ve kehanette bulunmaydı. Daniel Kitabı’nda anlatıldığına göre Babil Kralı Nebukadnezar(Nebukadnetsar) korku dolu bir rüya görür ancak uyandığında rüyasında tam olarak ne gördüğünü hatırlayamaz. Yine de rüyanın üzerinde bıraktığı tesir o kadar büyüktür ki ülkedeki tüm kahinlerden bunu yorumlamasını ister. Fakat huzura çıkan tüm kahinler ve bilginler ne gördüğünü anlatamadığı sürece rüyasını yorumlayamayacaklarını söyler. Endişesiyle birlikte öfkesi de gün geçtikçe artan Nebukadnezar sonunda ülkedeki tüm kahin ve bilginlerin öldürülmelerini emreder.
Emir üzerine şehirdeki bilginler idam edilmek üzere birer birer toplanmaya başladığında sıra Daniel ve arkadaşlarına da gelir. Ancak Daniel, kralın rüyasını yorumlayabileceğini sadece ona 1 gece mühlet vermesi gerektiğini söyler. Talebi kabul edilen Daniel, arkadaşları Hananya, Mişael, ve Azarya ile gece boyunca Tanrı’ya dua eder. Sabah olduğunda kralın huzuruna çıkar ve kralın bile hatırlamadığı rüyayı anlatıp yorumlar. Buna göre kral, başı has altından, göğsü ve kolları gümüşten, karnı ve kalçaları tunçtan, bacakları demirden, ayaklarının bir kısmı demirden bir kısmı topraktan müteşekkil devasa bir heykel görmüştür. Alltın olan baş, kralı simgeler ve onun zamanında krallık en parlak zamanını yaşayacaktır. Ondan sonra gelen krallıklar güç ve varlık bakımından sırasıyla gümüş ve tunç gibi olacak; demir gibi güçlü ve sert olan krallık ise diğer hepsini ezip egemenliği altına alacaktır. Her ne kadar sert ve güçlü görünse de bu krallık heykelin ayaklarının bir kısmı demirden bir kısmı topraktan olması gibi parçalanmış ve aynı zamanda zayıflıkları olan bir krallık olacaktır. Ansızın bir dağdan kopan dev bir taş parçası da işte bu devasa ve görkemli heykeli ayaklarından vurup yerle yeksan olmasına sebep olacaktır.
Rüyası üzerinde bıraktığı tesir kadar korkunç bir şekilde yorumlanan kral yine de Daniel’in anlattıklarıyla gerçekten de bu heykeli gördüğünü hatırlar ve onun önünde secde eder. Daniel Kitabı 2:1-49’da Nebukadnezar ve Daniel’in hikayesi buraya kadar anlatılır. Ancak Daniel 6’dan anlaşıldığı üzere kehanet ve yorumlamaları ve doğrucu bir insan olması sebebiyle Daniel diğer krallar tarafından da sevilir. Öyle ki Kral Darius, ülkedeki satraplıkların(valiliklerin) başına Daniel’i getirmeyi kararlaştırır. Ancak diğer bilgin ve devlet adamları bu durumu hazmedemedikleri için Darius’un Daniel’i cezalandırmasını sağlayacak bir yol aramaya başlarlar. Sonunda Daniel’İn Darius’a veya onun tanrılarına değil de kendi Tanrı’sına itaat ve ibadet ettiğini hatırlayıp bir plan kurarlar. Dairus’un aklına girip 30 gün içinde ondan başka birine tapınan herkesin ölümle cezalandırılması yasasını çıkarttırırlar. Alınan karara rağmen günde 3 kez kendi Tanrı’sına ibadet ve dua eden Daniel’in bu vaziyette yakalanıp krala ispiyonlanması ise gecikmez. Kral Darius, her ne kadar sevdiği ve saygı duyduğu; yitirmek istemediği bir dostu olarak gördüğü Daniel’i cezalandırmak istemese de onayladığı yasa gayet açıktır ve herkese uygulanması gerekmektedir.
Bunun üzerine Daniel, aslanlarla dolu bir ine elleri bağlanarak atılır. 1 gece boyunca ine girip çıkan kimsenin olmadığından emin olmak için inin çıkışı kral ve diğer devlet adamlarının mühürleriyle tutulur.
İngiliz ressam Breton Rivière, işte tam da bu anı yani Daneil’in aslan ininde aslanların karşısında tamamen savunmasız kaldığı anı tasvir eden tablosunu 1872’de boyar. Eski Ahit’e göre aslanlar ona saldırmak yerine öylece durmuş ve gece boyu ona zarar vermeden beklemişlerdir. Rivière Daniel’i aslanların büyüklüğü ve heybetiyle olanca zıtlık oluşturacak şekilde elleri arkadan bağlı orta yaşın üzerindeki bir adam olarak tasvir etmiştir. Üstelik etrafta daha önceki kurbanlardan kalan kemik parçaları da görülür. Ancak resimde asıl dikkat çeken şeylerden biri cüsselerine ve yırtıcılıklarına rağmen aslanların her birinin yüzündeki korku ifadesidir.
Bu an, başka birçok sanatçı gibi Hollandalı ressam Rubens tarafından da 1615 yılında boyanmıştır. Rubens’in tablosunda Daniel daha genç ve daha kuvvetli görünmesine karşın Tanrı’ya dua ediş şekli daha korkuya dayalıdır. Rivière ise Daniel’i teslimiyet ve inanç temelinde tasvir etmiş ve hakim karanlığın da sayesinde resmin ifadesini daha güçlü kılmıştır.
Gelelim o gece ne olduğuna…
Kral Darius geceyi uykusuz geçirdikten sonra gün ağarır ağarmaz inin başına koşar. Girişi açar ve cevap alamamaktan korkarak Daniel’e seslenir:
-Ey yaşayan Tanrı’nın kulu Daniel, kendisine sürekli kulluk ettiğin Tanrın seni aslanlardan kurtarabildi mi?
Rivière, bu tabloyu sipariş üzerine yapmıştı. Sipariş sahibinin tabloyu çok beğenmiş olmasından mıdır bilinmez, sanatçı 1892’de bu sahnenin devamını da tasvir eder ve Daniel’in Krala Cevabı adını verir. Birkaç farklı versiyonu olan bu yeni tablonun birinde Daniel kırmızı, birinde önceki gibi mavi bir elbise giymektedir. Yine elleri bağlıdır ve inin girişini açıp içeriye seslenen krala cevap vermektedir.
-Tanrım meleğini gönderip aslanların ağzını kapadı. Beni incitmediler. Çünkü Tanrı’nın önünde suçsuz bulundum.(Daniel 6:22)