"İnsan zihninde ahlak kavramının şekillenmeye başlaması, bebeklikte iyi ve kötünün ayrımını haz ve engelleme üzerinden yapmasıyla başlar." der Sigmund Freud. Sonrasında, ailenin bebeğin davranışlarına karşı geliştirdiği ödül ve ceza tutumlarına göre zihninde ahlak kavramı oluşur. Adalet kavramı ise imrenme duygusuyla ortaya çıkmaya başlar. Başka birinde olan şeyleri arzulama neticesinde iyi ve kötü nosyonları bir araya gelir, adalet anlayışı yerleşmeye başlar.
Adalet olgusu, görüldüğü üzere insanın yaşantısında büyük önem arz ediyor ve her daim baki. Bu yüzdendir ki adaletten yoksun kalma fikri insanı olumsuz etkileyen şeylerin başında gelir. Adaletin yerine getirilmediği veya geç tecelli ettiği durumlarda gücü yeten kendi adaletini sağlamaya çalışır ki bu intikamla eşdeğerdir. Oysaki adalet herkesin ortak sorumluluğudur.
Sessiz Kız da, geçmiş de tecelli etmeyen adaletin intikamını konu alan bir eser ve adalet, intikam, gerçek, doğru kavramlarını sorgulanmış. Tess Gerritsen tarafından yazılan roman, Boston'daki Çin Mahallesi'nde kesik bir el ve ardından bir binanın çatısında da elin sahibinin bulunmasıyla başlıyor. Tek hamlede bir kılıç darbesiyle öldürülen kurban, dedektif Jane Rizzoli'yi on dokuz yıl önce Çin Mahallesi'ndeki bir restoranda yaşanan tüyler ürpertici bir katliama ve bu katliamla bağlantılı kayıp genç kızlara kadar götürüyor.
Amerikada yaşayan Çin asıllı bir doktor olan Tess Gerritsen, "Yazdığım hiçbir roman bu seferki kadar kişisel değildi." diyor. Anneannesinin anlattığı öyküler ve efsanelerden esinlenerek yazdığı Sessiz Kız, polisiye-gerilimin yanında Çin Mitolojisine de dokunmuş bir miktar.
Tess Gerritsen'in kalemini seven biri olarak elinizden düşürmeden okuyacağınızı düşünüyorum. Keyifli okumalar dilerim.
