Diecast


Minik minik eski model porschelar, mustangler, chevroletler...

Bayılıyorum model araba ve figür biriktirmeye. Çocukluğumda çok az oyuncağım oldu, içimde mi kalmış nedir doyamadım kendime oyuncak almaya, bir sıra bayağı aldım. Artı nostaljik şeyleri ve arabaları da çok severim. Bugünlerde de şu amigurumi bebeklerle ve  üç boyutlu puzzlelara takmış durumdayım. Bebelerden fırsat kaldıkça bakıyorum.

Bu gördüklerinizi feda etmek zorunda kaldım çünkü benim oğlan da araba hastası. Takılıp on beş yirmi dakika oynuyor bazen, benim için iyi bir boş zaman. Haşat etti  bu üçünü. Hoşşik, arabaları birbirine çarpıp "Aaa! Abaya uff oldu" diyor. Diğerlerini emin bir yere sakladım, büyüyünce kendisine hediye edeceğim. O zaman da başkasına çarptırır kesin. Kız şimdiden hacılıyor elinde ne varsa.

Neyse efendim azıcık arabalardan bahsedelim. Bu arabalar gerçek arabaların belirli oranlarda küçültülmesiyle elde ediliyor. Bazılarının neredeyse orjinallerinden farkı yok. Arabaların tüm detayları özenle kalıp haline getirilerek belirli ölçeklerle küçültülüyor. 

Diecast teriminin karşılığı pres döküm demek. Çinko ve alüminyum elementleri karıştırılarak zamak isimli bir alaşım elde ediliyor, bu maddenin eritilmiş hali bu arabaların temel malzemesi olarak kullanılıyor. 

Erimiş bu metal, kalıplara dökülerek ürünün gövde kısmı; plastik, mika gibi malzemelerle de detay kısımları tamamlanıyor. Ürünlerde yansıtılan detay, orjinale yakınlık ve kullanılan metal oranı arttıkça fiyatı da artıyor tabii ki. Bazılarında direksiyon tekerleri oynatabiliyor, bazılarında koltuklar bile ayarlanabiliyor. Sınırlı ve özel üretim onları da var, onlar bayağı pahalı.

Metal olanları daha çok ilgi görse de başka malzemelerle üretilenler de çok güzel olabiliyor, ben seviyorum. Bir seriye takılı kalıp kendinizi sınırlamazsanız güzel bir hobidir. Bakması bile keyifli. Bayağı da meraklısı var.

Eskiden işten güçten bunaldığım zamanlarda açar model araba ve figür bakardım internetten. Hoşuma giden olursa, fiyatı da çok tuzlu değilse alırdım. Kargo gelir, heyecanla kutuyu açar içinden çıkanı enine boyuna inceler ve kardeşlerinin arasında bir yere bırakırdım. Evde bir köşesi vardı bunların şimdi mümkün değil ortada bırakmak hepsini kuytulara kaldırdım.

İnsan hayatın kargaşasında eriyip gidiyor. Maddi imkan kısıtları ve pandemi  ruhumuzu doyuran çoğu şeyi aldı elimizden. Yine de bir pencere açıp nefes almak lazım. Aksi halde kafayı yiyeceğiz. Buralarda soluklanıyoruz ama elle tutulur meşgaleler de lazım.

Örgü mü örersiniz, resim mi çizersiniz, boncuk mu dizerdiniz, koleksiyon mu yaparsınız bilemiyorum. Ruhu doyuracak uğraşlar her daim gerekli.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About