Okuyucu

Kitap tanıtımlarını genelde pazartesi günleri yapıyorum, hatta başka bir eser kaleme almıştım yayınlamak için ama bu eser için rutinimi bozmaya değer.

Efendim; yıllar yıllar önce bir otobüs yolculuğunda koltuk arkalarındaki ekranda denk gelmiştim kitaptan uyarlanan filme. Nazi Almanyasına dair görsel ve yazılı öğeler her zaman dikkatimi çekmiştir. Denk gelirsem kaçırmam izlerim, okurum. Film başladı biraz izledim sonrasında ekran sıkıntı çıkardı yarım kaldı film. "Sonra bulur izlerim." dedim unuttum gitti tabii ki izlemedim. 

Geçenlerde denk geldim bu kitaba ama hala o filmin kitabı olduğunu bilmiyordum. Ve nihayet bir gecede okuyup bitirdim kitabı. Efendim; Bernhard Schlink nefis bir esere imza atmış. Eser ikinci dünya savaşı sonrasında on beş yaşındaki Michael ve otuz altı yaşındaki Hanna arasında gelişen aşkla başlıyor. 

Hanna bir gün ortadan kayboluyor ve Michael onu yıllar sonra tekrar hukuk öğrencisi olarak katıldığı davada sanık olarak buluyor. Bir zamanlar sevdiği hatta hala deli gibi sevdiği kadın savaş sırasında bir grup Yahudi kadının ölümüyle suçlanıyor ve suçlu olduğu su götürmez bir gerçek. Ama Micheal onun suçunu hafifletecek bir ayrıntı fark ediyor ve bunu açığa çıkarıp çıkarmama ikileminde sıkışıp kalıyor. 

Roman; adalet, ahlak, vicdan, mantık ve aşk gibi kavramlara çarpıcı sorular ilginç cevaplarla değinirken diğer taraftanda savaş sonrası kuşağın yaşanılan bu utançla hesaplaşmasına ışık tutuyor. İlk aşkını bir türlü unutamayan, anıların ağırlığı altında ezilen Michael ve neler yapabildiğini göstermek, yapamadıklarını da gizlemek için ölümcül bir çaba sarf eden, pişman Hanna'nın hikayesi epeyce ilgi çekici ve hüzünlü. Bitirdiğimde boğazım düğümlendi açıkçası. Kırkdan fazla dile çevrilen, sinemaya uyarlanan eser zaman ayırıp okumaya değer. Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim. 

Düşün ki bir insan bilerek felakete sürüklüyor kendisini ve sen onu kurtarabilirsin - kurtarır mıydın onu? Bir mahkeme düşün ki sanık solak olduğunu ve bu yüzden sağ elle işlenen cinayeti kendisinin işlemiş olamayacağını açıklamadığı takdirde mahkum olacak; ama solak olmaktan utandığı için bunu yapmıyor - durumu sen açıklar mıydın hakime? Yalnızca sanığın utandığını düşün. 

Bir başkasının onlar için doğru bulduğunu, kişinin kendisi için doğru bulduğu şeyin üzerine çıkarmayı haklı gösterecek hiçbir gerekçe düşünemiyorum.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About