Fedakarlık, bu rayından çıkmış bencil dünyada insanlarda mumla aranan bir özelliktir sanırım. Öyle bir çağda yaşar olduk ki bir amaç uğruna kendi çıkarlarından vazgeçip elini taşın altına koymak çoğu insanın yakınından bile geçmiyor artık. Aslında her insanda makul miktarda olması gereken bu özelliğin fazlası da salaklık olarak adedilmeye başlandı.
Fazlaca fedakar insanları salak olarak nitelendirmeyelim ama eğer bir insan her durumda kendi fikirlerini, isteklerini öteleyerek hiç sayarak çevresi için fazlaca hırpalanıyorsa bu da bir sorundur. Başkalarının acısını hissedip onları dindirmek istemek, başkalarının duygularından bile sorumlu hissetmek de normal değildir. Bu durumda, kişi aldığından çok verdiği için hayatı dengede olmaz. Bir acıyı dindirmek isteyip bunu yapamadığı takdirde yoğun bir başarısızlık ve suçluluk haline bürünür.
Bu durumun temelinde değersizlik duygusu ve kabul görmeme alt yapıları var olabilir, incelenmelidir. Konu üzerine detaylı bir şeyler karalama isteği duyuyorum ama kitaba da bir paragraf açalım çünkü çok güzel ve okumaya değer.
Magda Szabo tarafından yazılan Iza'nın Şarkısı isimli eser de fedakarlık ve empati kavramları temel alınarak yazılmış bir eser. Babasını kanser hastalığından kaybeden Iza ve yalnız kalan yaşlı annesinin macerasını konu alıyor. Herkese okuması için tavsiye edilecek türden sarsıcı, sürükleyici, serüven çıkmış ortaya. Karakter çözümlemelerini, betimlemelerini, kurguyu çok başarılı buldum ben. "Herkes son derece fedakar fakat son derece mutsuz ve yalnız" durumunu oya gibi işlemiş yazar. Iza'nın annesiyle babasıyla olan ilişkisi bir evlat ve anne olarak çok etkiledi beni. Kısaca okuyun, okurturun.
