Mutfağın bahçeye açılan kapısı paldır küldür açıldı. Soğuk bir rüzgârla birlikte nefes nefese önce bir kurban hemen ardından bir katil girdi içeri. Amansız bir takip getirmişti onları buraya. Birazdan evin sahibi ve odada top oynayan iki veledin gözü önünde, tarçın kokan bu mutfakta bir cinayet sahnelecekti. Birkaç saniyede çabucak olup bitecekti her şey. Ve evdeki her fert hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam edecekti.
Kurbanın mağduriyeti ne kimsenin canını yakakacak ne içini sızlatacaktı. Zaten ölmeyi çoktan hak etmişti, çünkü çokça soruna ve ziyana neden olmuştu. Ondan kurtulmak için çok iyi bir bu fırsattı bu durum. Katilin haklı olduğu gün gibi ortadaydı. Böyle olması gerekiyordu, ona biçilmiş rolü layıkıyla oynamalıydı. Haklı sebepler böyle tesadüflere nadiren denk düşerdi.
Ama yine de irkildi ev sahibi kadın, bir çığlık patlatıp birkaç metre uzaklaştı yakınlarından. Ocağın üstünde taşan süt umrunda bile olmadı. Evin iki veledi mutfağa koştular sesleri duyunca. İşin ucunda bir cinayete şahitlik etmek vardı. Bu yaşananlar fazlasıyla görülmeye değerdi, kaçırmaya gelmezdi.
Ve mağdur için yol son bulmuştu aniden, kaçıp sığınacak hiçbir yer kalmamıştı, köşeye sıkışmıştı işte. Bu amansız koşturmacanın kaçan tarafı olmak onu çok yormuştu. Soluk soluğaydı her zerresiyle.
Bir adrenalin patlaması sahne alıyordu tarçın kokulu mutfakta. Mağdurun göz bebekleri gittikçe büyüyor, vücudu titriyordu. Katil ise aman bilmeden üzerine yürüyordu mağdurun, gözlerinde tereddüte yer yoktu. Mağdurun canını er geç alacaktı, kana susamışlığı çınlıyordu mutfağın duvarlarında. Ve mağdur kaçabileceği kadar kaçmıştı, şimdi savaş zamanıydı.
Azılı bir taraflar grubunun gözleri önünde cereyan edecekti her şey ve kimse kılını bile kımıldatmayacaktı mağdur için. Herkes katilin tarafındaydı. Ve hiç beklenmedik bir anda başına aldığı sert bir darbeyle mutfağın diğer köşesine savruldu mağdur. Gözleri karardı, çok ağır gelmişti bu darbe. Katil kurbanın nefes almasına bile fırsat tanımadan üzerine atılıp, boğazına yapıştı.
Mağdur son nefesini verene kadar savaştılar. Mağdurun acı cığlıkları inletti mutfağı ve son çığlıkla derin bir sessizliğe büründü kurban. Küçücük yüreği yenik düştü. Hemencecik söndü gözlerinin ışığı, başı serbest düştü.
Penceleri yorulmuştu katilin, mağdur hareketsiz kalana kadar hiç kıpırdamadan bekledi. Ve sonrasında olanca soğuk kanlılığıyla aynı kapıdan hızlıca çıkıp gitti. Çenesini donatan tüm dişleriyle boğazlamış ve o dişlerin arasına yerleştirmişti kurbanı. Bu küçük bedeni afiyetle mideye indirme zamanı sonunda gelip çatmıştı. Kaderin pis bir oyunuydu bu, hep karnını doyurduğu bu mutfakta başkasının karnını doyurmak düşmüştü mağdurun payına.
Sonuna kadar tabii olan kanunlar bir kez daha işlemişti. Her sefer olduğu gibi güçlü olan zaferi kutlarken, zayıf olan birisinin midesinde son bulmuştu.