Bir Soluk Bir Yaşam

İlkbahar sonatıydı duyulan, Beethoven. Eser miktarda romantizm ve hüzün içeren minör tonlar. 

"Kafası çok karışık olmalıydı bestelerken, duygularını kestirmenin mümkünü yok." diye düşündü, Tıpkı kendi kafası gibi. Boş bir tuvale dakikalardır bakıyordu. Satış görevlisinin dikkatini çekti, kendisine doğru yürümeye başladı, kadının topuklu ayakkabısı böldü düşünü. "Merhaba, size nasıl yardımcı olmamı isterseniz?" dedi. 

"Teşekkür ederim, biraz bakınmak istiyorum izninizle." dedi, savuşturdu kadını. 

Boyaların fırçaların arasında dolaşmaya devam etti. On beş dakika önce başından geçenleri düşünmeliydi. Burası bir sığınaktı bir şey almak için değil saklanmak için girmişti buraya.

"Bir hata sadece bir hata bu, olamaz." diye tekrarladı. Defalarca tekrarladığı testler sonucu hastalığının ilerlediğini ve tedavisinin zor olduğunu öğrenmişti. İnanmakta güçlük çektiği bu gerçekle bugün son kez yüzleşmişti. 

Tıpkı Beethoven gibi hastalıktan kırılıyordu aslında. Beethoven'ın kolit, romatizma, romatizmal ateş, çeşitli cilt hastalıkları, çıbanlar, bilumum enfeksiyonlar, göz yangısı, yüksek tansiyon ve damar hastalıklarının olduğu tespit edilmişti. Vücudu kendisini bulduğu her fırsatta yok etmeye çalışan buna rağmen inatla ve inançla direnen bir adam, bir devrimci. "Kimbilir ne acılar çekmiştir." diye düşündü. 

"Beki ben, ben ne yapacağım tanrım daha çok erken, bu cezayı hak etmek için ne yapmış olabilirim. Kalan zamanımı acılar içinde sürdürmektense hemen ölmeyi yeğlerim" dedi. Ellerini başının arasına alıp olduğu yere çömeldi. Kadın tekrar yaklaştı kendine doğru. 

"İyi misiniz? " diye sordu.

Yavaşça kaldırdı başını, "Az önce, kısa bir zaman sonra ölebileceğimi öğrendim, amansız bir hastalığın pençesindeyim, nasıl olmam gerekiyor inanın bilmiyorum." diyebildi ve başını tekrar indirdi. 

Kadın derin bir iç çekti ve yanına oturdu. Sakince kaldırdı adamın kafasını iki eliyle, şefkatle gözlerine bakıp gülümsedi, "Şu karşıdaki tabloya bakın, bir kahlo tablosudur. Bu kadın 6 yaşındayken çocuk felci geçirmiş ve bacağı engelli kalmış gelişmemiş. Arkadaşları ona Tahta Bacak Frida demişler. Sonra bir trafik kazası geçirmiş tam 32 kez ameliyat olmuş. Sonra da kangren olan bacağı kesilmiş. Eminim bu kadın acılar içinde ölmüştür. Buna rağmen hiç vazgeçmemiş çizmekten, hasta yatağında bile. 

Pekala şimdi bir de bana bakmanızı istiyorum. Biliyor musunuz bu gördüğünüz beden de eksiksiz değil. 8 yıldır meme kanseriyle boğuşuyor. İki yıl önce ikisini de kaybetti. Ne yazık ki her gün güneş açmıyor bayım bazen karanlık bulutlu günlere de uyanıyorsunuz. Bu sizi çalışmaktan, yürümekten, eğlenmekten kısacası yaşamaktan alıkoymamalı. Zaten hepimiz bir sebepten bu dünyadan bir gün gideceğiz, bu kaçınılmaza yaklaştığını öğrenmek belki de bir şanstır, kimbilir. Mesela ben hayatım boyunca hiç resim yapmamıştım. Resmi çok sevmeme rağmen çizebildiğimi bile bilmiyordum. O baktığınız resim bir replika ve onu ben yaptım hem de acılar içinde ve inanın başladıktan sonra hiçbir acı hissetmedim. 

Şimdi söyleyin bakalım size boş birkaç tuval biraz da malzeme vermemi istermisiniz? Bu haberi aldıktan sonra buraya sığınmanız tesadüf olamaz diye düşünüyorum."

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About