Hakkı: Nerelerdesin la hiç sesin çıkmıyor? İki gündür çıkamadın şu odadan. Sezgin: Hayatı anlamlandırma oyunu oynuyorum dostum, düşünüp düşlüyorum. İçimde sonsuz bir döngüye girdim, aynı malzemeleri kullanarak bambaşka bir ben …
23 katlı bir binanın terası... A: Pekâla yüzünü görebileceğim şekilde dikkatlice döner misin? B: Tamam. Yaklaşmazsan sevinirim. A: Çok güzel, yavaş ol lütfen. Neden burada olduğunu söyler misin? Sana yardım etmek istiyorum. B: Se…
"Yerini vaktinde terk etmeyi bilmek gerçek olgunluktur, sadece acizler kalmakta ısrar eder." Üzerinde fazla düşünmeye gerek yoktu bu eseri satın alacaktı. Davud'un gerçek insan boyutlarına indirgenmiş çok iyi bir r…
-Abla şeşene girelim mi biz de? -Yok b'oğlum sen git oyna. Yok mu gözüne kestirdiğin biri, eşleşirsin belki hem. -Ya gel işte, senle oynayalım. Sen daha iyi oynuyorsun. Murat çok hevesliydi. Aslında oldukça utangaç bir gençt…
Gün ışımadan uyandı Fahrettin, sessizce yatağı terk etti. "Yaş kemale erince, uykuyla arası limoni oluyor insanın" derdi, fazla uyumazdı zaten. Hanımı uyandırmamak için parmak uçlarında çıktı odadan. Gece yarısına kadar…
Yoğun bakım ünitesinin sürgülü kapısı usulca açıldı. Hastanede gerçekleşen en usul şey belki de otomatik kapıların açılma ve kapanmasıydı. Yorgunluklar, umut ve umutsuzluklar, sancı çekmeler, korkular ve hatta uykular bile telaşl…
Çok yalan söylerim ben. Öyle bir yalan söylerim ki yüzüm dahi kızarmaz. Kimse hiçbir şey anlamaz. Kendim bile inanırım bazen. İflah olmaz bir yalancıyım işin aslı. Şaşırdınız mı, kızdınız mı? Durun durun hemen vurmayın bir dinley…
Kapısı ardına kadar açık kafesimden yazıyorum. Tutsaklığımın kaçıncı günü bilemiyorum; bıraktım çeteleyi. Bir ehemmiyeti kalmadı artık gün doğumunun, benim günüm hep gece nasılsa. Saliselerine bile tutunup güç bulduğum zamanı s…
Gürültüler uğultuya dönüşmeye başladı yavaş yavaş. Ufaktan terliyordu, alkol çarpmaya başlamıştı. Nefes alma ihtiyacı hissetti. Dışarısı soğuk görünüyordu. Camlar epey buğulanmıştı. Masadakilerden izin isteyip kalktı. Bahçe kapıs…
Son yarım saat... Koşuşturmalar, bir takım karışık mevzular... Sahne Amiri: Yıldım şekerim bu telaşeden, nerede bu suflör alooo! Rejisör: Yine gelmedi değil mi müptezel herif? Cebi üç kuruş para görünce pavyonda alıyor soluğu. Ma…
Alakalı alakasız sözcükler ...... ........ "Kendinizi daha basit cümlelerle ifade etseydiniz iyi olurdu. Bu yazdıklarınızdan kimse bir şey anlayamaz. Ayrıca çok kalın olmuş bu kitap, biraz kısaltsanız bir solukta okunur, hem…
Kara bulutlarla kaplı bir gökyüzünün altında, on altı yıl önce vurup çıktığı bahçe kapısını korkuyla araladı. Çocukluğunu misafir eden bu bahçede hiçbir şey değişmemiş, her şey yerli yerinde bekliyordu. İlk bakışta bir hapishaney…
Acı ve hüznün toprağına çaresizce bıraktı kendini. Bir Steinway'in Come, Sweet Death'in notaları arasında kayboluşunun şahidi olacaktı birazdan. Saatlerdir masanın bir köşesinde duran kadehi tek seferde yudumladı, sonra b…
Üç avuç mercimek iki tas çorba. Bilmem, belki senin ellerin benimkinden daha büyüktür, tutmaz ölçün. Aman hiçbir zaman ölçüyü tutturamadın sen zaten. Ya aşırılık ya yokluk çizgisinin ötesindesin. Patates de lazım şimdi sana. Kil…
Yine bir odaya yanaştılar. Burası misafirler için hazırlanmış küçük bir yatak odasıydı. Annesiyle amcası koyu bir sohbete dalmışlardı. "Bunu yapamazsın." dedi amcası iteledi kadını. "Bunun için senden izin alacak d…
Ve başka bir kapı. Dudağının üzerinde bir ıslaklık hissetti, eliyle yokladı burnu kanamıştı bir miktar. Başında da tarifsiz bir ağrı baş göstermişti. Montunun cebine uzandı bir mendille sildi burnunu, elleri titriyordu. Merdivenl…
Bir başka kapı açılmak üzere bekliyordu. Burası bir çalışma odasıydı. Komşu iki duvarı kaplayan kocaman bir kitaplık, çalışma masası ve dinlenme koltuğundan başka bir şey yoktu odada. Masanın üzeri darmadağınıktı, kocaman bir ada…