Satranç sever misiniz?
Tutkunu azımsanamayacak kadar çoktur. Her yeni oyun, her seferi başka bir güzergahı takip eden bir otobüse binmek gibidir. Her hamle başka bir yola koyar oyuncuları. Yeni stratejiler üretmeye, risk almaya zorlar.
Olasılıklar silsilesiyle oynanan bu oyunun, öngörülemezliğinin cazibesi bir kenarda dursun aynı zamanda bir feda sanatıdır satranç. Doğru taşı doğru zamanda feda edip oyunu lehine çevirebilmeyi bilmeyi gerektirir.
Oğullar ve Rencide Ruhlar ve Cehennem Çiçeği romanlarının kahramanı dünyanın en küçük dedektifi Alper Kamu da bir satranç oyununun ortasında buluveriyor bu eserde kendini. Efendim; Alper Canıgüz'ün kaleme aldığı Kıyamet Park adından da anlaşılacağı üzere bir otel de geçiyor. Alper'in hayırsız dayısı, karısının hamile olmasından mütevellit katılması gereken bir bayi toplantısına gidemiyor. Ve Alper ve ailesine devrediyor hakkını.
Soluğu beş yıldızlı ultra lüks Kıyamet Parkta alan ailenin başına gelmeyen kalmıyor. Cinayet mıknatısı beş yaşındaki küçük dedektif Alper bu defa da otelde öldürülen bir gazetecinin cinayetini aydınlatmaya çalışıyor. Yalnız bu defa karşısında dişli bir rakibi var, indigo Altan. İki velet karşılıklı hamlelerle cinayeti aydınlatmaya çalışıyorlar.
Alper Canıgüz'ün okuduğum son romanıydı, tarzının akıcı ve yalın olduğunu defalarca yazdım sanırım. Bu romanı çekici kılan bir diğer özelliği ise iyi bir sosyal ve siyasi hiciv barındırıyor olması. Absürt polisiye türündeki açığı kapatan iyi bir kalem olduğunu düşünüyorum Canıgüz'ün. Keyifli okumalar dilerim.
