Tatar Çölü

İnsan geçmişe baktığı zaman çoğu şeyi elini uzatsa tutacakmış kadar yakın hissediyor bazen. Misal üniversiteye başladığım ve bitirdiğim günleri, ya da lise yıllarımı dünmüş gibi hatırlıyorum ben. Oysa o kadar çok zaman geçti ki üzerinden. Öyle sinsi akıyor ki zaman bir noktada durup geriye bakmazsanız anlamak mümkün değil. Her şey hızlıca olup bitiveriyor sanki.

İnsan yaşamı, bu akıp giden zamanın içinde bir noktadır. Doğumuyla başlayan ve ölümüyle sona eren bu süreç, oldukça kısa. Kısacık zaman hızlı da akınca yaşamın anlamsızlığı gün gibi ortaya çıkıyor bazen. Ancak bu durum insanın yaşamaya devam etmesini engellememelidir. İnsan, bu kısacık yaşamında, anlamlı şeyler yapmak ve yaşadığını hissedebilmek için çaba göstermelidir.

Dino Buzzati de bu konudan hareketle varoluşun anlamsızlığı ve kader üzerine nefis bir esere imza atmış. Eser, genç teğmen Giovanni Drogo'nun ilk görev yeri olan Bastiani Kalesi'ne tayin edilmesiyle başlar. Drogo, kalenin bulunduğu Tatar Çölü'nün sınır bölgesine geldiğinde, buradaki yaşamın anlamsızlığı ve monotonluğu karşısında hayal kırıklığına uğrar. Drogo, kalede geçirdiği yıllar boyunca, askerlik kariyerine ve Tatar Çölü'nün ötesindeki düşmanlara karşı duyduğu arzuyla mücadele eder. Ancak, zamanla bu arzuları kaybolmaya başlar ve Drogo, kendini bu sınır bölgesinde hapsolmuş olarak bulur. Drogo, kalede geçirdiği yıllar boyunca, hayatın anlamını ve amacını sorgular. Ancak, bu sorulara bir cevap bulamaz ve kendini kaderinin akışına bırakır. 

Eser varoluşu sorgulamanın yanında birçok kavramı da irdelemiş aslında. En çok vurgulananlardan biri bir şeyleri kaçırıyor muyum hissi. Diğeri de süreli umutla bir şeyleri beklemek. Eser cüssesiz, oldukça akıcı yalın bir üslupla yazılmış.

Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About