Hepimizin oradan oraya sürüklendiği, ne yapması gerektiği konusunda sıkıntı çektiği dönemler olmuştur. Malum bu coğrafya hayatı çok erken yüklüyor insanın sırtına. Şimdiki gençlere fazlaca kızıyoruz ne yapacaklarını bilmiyor bunlar diye ama inanın ergenlik 25 yaşa kadar sürüyor.
Kaldı ki insan yaşamı, sürekli öğrenme ve gelişme yolculuğu gibidir. Kaç yaşında olursanız olun geri dönüp baktığınızda bambaşka bir ben ile karşılaşmak mümkün. Tam anlamıyla olgunlaşma ancak zaman içinde deneyimlerin, hataların ve zaferlerin bir araya gelmesiyle gerçekleşir. İnsanın kendi benliğini anlaması, değerleri ve hedefleri konusunda berraklık kazanması, zamanla daha sağlam temeller üzerine oturur.
Somerset Maugham "İnsanın Esareti isimli eserde yetim ve engelli bir çocuk olan Philip Carey'nin çocukluktan yetişkinliğe hayatın iniş çıkışlarını nasıl yönlendirdiğini anlatıyor. Bir kendini bulma hikayesi okuyacaksınız. Hikaye, 20. yüzyılın başlarında İngiltere'nin bir kasabasında başlıyor ve kahramanının deneyimlediği psikolojik çalkantıları anlatıyor.
Neredeyse 800 sayfa olan eserin felsefi tarafının yanısıra insan psikolojisini irdeleyen, çok güzel tespitlerin olduğu bir tarafı da var. Maugham, insan psikolojisinin hassasiyetini ustaca incelemiş ve bireylerin genellikle kendi arzuları, zayıflıkları ve güvensizlikleri tarafından nasıl zincirlendiğini gözler önüne sermiş.
Roman boyunca aşk ve takıntının karmaşık dinamiklerini inceleyen yazar, Philip'in, bir kıza olan saplantısı, onun ihmali ve ona karşı ilgisizliğine rağmen, aşk ve arzunun duygusal köleliğe nasıl yol açabileceğini anlatmış. Bazı yerlerde yok artık tepkisi verebilirsiniz.
Bunun dışında Paris ve Almanya'da geçen kısımlarda bol bol sanat işlenmiş. Eser 800 sayfa olmasına rağmen gözünüzü korkutmasın. Çabucak okunan akıcı bir üslubu var.
Philip hayatın zorluklarıyla başa çıktıkça, kademeli evrimini okumak keyifli. Eser, deneyimin, zorlukların ve öz keşfin dönüştürücü gücünü vurguluyarak kusurlarımızı kabullenmenin önemini anlatıyor.
Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.
