Malumunuz 21. yüzyıl insanı çağa ayak uydurma ve yaşamını idame ettirme noktasında birçok etmenle kuşatılmış durumda. Bu durum doğal olarak insanların omuzuna maddi yüklere ek olarak psikolojik yükler bindiriyor. Stres, anksiyete, depresyon gibi birçok psikolojik rahatsızlık bunlarla ilinti birçok psikomatik rahatsızlık yaşıyor günümüz insanı. Bu durumda çoğu insan taşıdığı psikolojik yükü azaltmak için çeşitli başa çıkma yöntemlerine başvuruyor. Bu başa çıkma yöntemlerinden bazıları işlevsel iken bazıları da işlevsel olmuyor ve bağımlılıklarda işlevsel olmayan yöntemlerden biri.
Bağımlı bireyler çoğunlukla hazzı arama ve olumlu duygulanımlarını aktifleştirmek için bağımlı davranışlarına yönelirler. Ne kadar haz noktasına hitap edip kişiyi rahatlatsa da davranışın tekrarlayıcı niteliği hem kişide hem de yaşadığı toplumda problemlere neden olabiliyor. Alkol bağımlılığı, uyuşturucu madde bağımlılığı gibi Psikoaktif Madde Bağımlılıkları gözlemlenebilir ve tarihi belki de insanlık tarihi kadar eskidir. Fakat sanal bağımlılık, kumar bağımlılığı, alışveriş bağımlılığı gibi davranışsal bağımlılıklarda durum biraz farklıdır. Bu bağımlılık türlerinin hemen hemen hepsi örtük ya da gizli, kişinin ödül merkezinin uyarılması ve doyurulmasıyla yakından ilişkilidir. Uzun süre doyurulmadığında kontrolün yitirildiği bireyi çıkmaza sürükleyen bu durum mutlaka tedavi edilmelidir.
Sigmund Freud'un bile bir incelemesine konu olan Dostoyevski'nin de kumar bağımlısı olduğunu bilmeyen yoktur herhalde. Rusya’ya geri dönmek için para biriktirmek amacıyla Paris'te başladığı kumar zamanla bir bağımlığa dönüşüyor. amacın para kazanmak olmadığını bir mektubunda yazdığı şu cümlelerden anlamak mümkün.
Önemli olan, oyunun kendisiydi. Kuşkusuz en başta para gerekliydi bana, ama size yemin ederim ki para kazanmak tutkusu diye bir şeyden söz açılamazdı.
Sigmund Freud, Dostoyevski'nin bu bağımlıkla kendine ve kendisini sürekli aşağılayan eşine verdiği sefillik cezasıyla içindeki suçluluk gereksinimi doyuma kavuşturduğunu; aynı zamanda elindeki avucundakini her yitirdiğinde daha üretken biçimde sanatını icra ettiğini söylemiş. Gelelim esere; Kumarbaz isimli eserde Dostoyevski Polina adlı bir kıza umutsuzca bir aşk besleyen kumarbaz Aleksey İvanoviç'in hikayesini anlatmış. Aşk, insanın vefasızlığı, tüm bu kargaşada anlam arayışının yanı sıra Avrupa medeniyeti ve Rusları da mukayese etmiş bolca diyaloglar içinde.
Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.
