Aeden

Çoğu kişi, yaratılışının nedenini sorgulamadan, toplum denilen yapının dayattığı kalıpların konforuna aldanıp, insan olmanın ne demek olduğunu dahi bilmeden içine doğduğu çarkın bir dişlisi olarak yoğrulup gidiyor dünyada.

İnsanlığın gelişmesine katkı sağlayacak karakterlerin kalabalıklarca yok edildiği, birey değil biri gibi olmanın ön planda olduğu bir tüketim kültürü hakim. İnsanlık gibi bir ortak kümenin varlığını tamamıyla yadsıyan kendi kümelerinden olmayanı yok eden üstelik bunu kahramanlık madalyalarıyla ödüllendiren bir sistemi döndürüyor dünya. İnsanların kendi soyuna  yaptıkları göz önündeyken diğer canlılara karşı takındığı hadsiz tavır bile normal geliyor. Kısacası gelinen noktada yaşama saygısı olamayan bir kanser hücresi gibi insanlar dünyada ya da Aedenlilerin tabiriyle insansılar.

Efendim, açıkçası ısrar kıyamet bir tavsiye üzerine okudum Aeden'i. Azra Kohen'in kaleminden okuduğum ilk eserdi. Eser, Aeden isimli üst seviyeli bir gezegenden dünyaya gelen Numi ve Sonje'nin ziyaretini konu edinmiş. Kohen, insanlığın dünya üzerinde yarattığı tahribatı enine boyuna ortaya koymasının yanında sosyal, kültürel, sosyolojik, felsefi birçok gelişime kat etmesine rağmen ilkelliğinden kurtulamayan yozlaşmış insanı da akıcı bir üslupla yedirmiş kurguya. 

Kitabı bitirdikten sonra okur yorumlarında eserin Aeden'de geçen kısmını çoğu okur Avatar filminden esinlenerek yazıldığına değinmiş. Filmi izlemeyen ben, eserin ütopik bir gezegeni anlatan ilk kısmını daha çok sevdim; keşke dünya kısmında bir macerayı değil Aeden'i okusaydık. Eserin dünyada geçen kısmı dünyadaki tüm kötülüğe değineyim kaygısıyla çorbaya dönmüş sanki. Bunun dışında nefretten doğan bir aşk da yer alıyor eserde.  Satır araları çıkarımlarla dolu bir eser. Neticede körün gözüne parmağı daldırmış Kohen.

Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About