Yaban Koyunun İzinde

 

Biz tarihin ortanca çocuklarıyız, bir yerimiz bir amacımız yok, bizim büyük bir savaşımız yok, büyük  ekonomik buhranımız yok, bizim büyük savaşımız manevi bir savaştır. Ve bizim büyük depresyonumuz hayatlarımızdır.

Fight Club

İnsanlık, içinde yaşadığı doğanın metafizik örüntüsünü anlamsızlaştırarak onu ruhsuz bir materyal haline getirdi ve adına da modernleşme dedi. Modernleşme;  yaşadığı boşluğu sürekli başka bir hazla doldurmaya çalışan, dolduramadıkça daha fazla hırs duyan, neticesinde stres ve melankoliyle baş etmeye çalışan bir insan güruhu yarattı. 

Modern kapitalist toplumun yarattığı yalnız, mutsuz, hayal kırıklıklarıyla dolu, varoluş sancısı çeken insanının her şeyi geride bırakıp gitme isteği duyması kadar normal bir şey yoktur herhalde. 

Haruki Murakami, fantastik bir kurgununun içerisinde muazzam bir eleştiri getirmiş modernleşmeye. Yaban Koyununun İzinde, şehrin keşmekeşini ve her şeyini geride bırakıp bir reklam broşüründeki koyunun peşine düşen bir adamın hikayesini Japonya'nın yakın tarihi ile ilişkili bir şekilde anlatıyor. 

1960'ların protesto günlerinin yerini 1970'lerde nasıl tüketim çılgınlığına bıraktığından bahsederken aşırı tüketimi teşvik eden kapitalizmde reklamcılığın yerinden tutun da kötü bir yönetim anlayışı benimseyen siyasi otoriteye kadar birçok şeye vurgu yapmış Murakami. Okuyucuyu en son kuş uçmaz kervan geçmez bir dağ evinde ağırlamış. (Bu kısmı çok severek okumuştum.)

Japonya'nın koyunları gibi ithal modernizmini irdeleyen yazar, sürükleyici, bilinçdışı öğelerle dolu, eleştirel bir eser ortaya koymuş.

Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About