Ve başka bir kapı. Dudağının üzerinde bir ıslaklık hissetti, eliyle yokladı burnu kanamıştı bir miktar. Başında da tarifsiz bir ağrı baş göstermişti. Montunun cebine uzandı bir mendille sildi burnunu, elleri titriyordu. Merdivenlerin solunda bulunan odaya yöneltti onu çocuk. İçerisi aydınlandı. Manzarası uçsuz bucaksız bir maviliğe açılan huzur dolu bir mekana açıldı kapı. Burası annesinin yoga yapıp dinlendiği mekandı burası. Aynı zamanda terasa açılıyordu. Sürreal figürler yerleri, rafları ve duvarları süslüyordu. Odanın dörtbir tarafında mumlar ve tütsüler vardı.
Annesi ve babası içeride kavga ediyordu. Çocuk elini bırakıp arkasını döndü. Bir iki adım uzaklaştı, bakmak istemedi. Kendisi izlemeye koyuldu kavgayı.
"Annemin varlığından bu kadar rahatsızlık duyman beni deli ediyor. Gün içinde çok az bir araya gelmenize rağmen bu kadar şikayetçi olmanı bir mâna veremiyorum bir türlü. O sadece biraz huysuz yaşlı bir kadın." dedi babası.
"Sen beni hiç dinlemiyorsun galiba. Kadın beni her gördüğünde ruh hastası olduğumu, tedavi olmamam gerektiğini söylüyor, böyle bir insanla beni aynı çatı altında yaşamaya mecbur bıraktığın için sana inanamıyorum. Başka bir yerde gayet tabii yaşayabiliriz. Bunu yapacak cesaretin varsa tabii." dedi kadın öfkeli bir çaresizlik vardı ifadesinde.
"Seninle konuşmak gerçekten günden güne zorlaşıyor. Benden bu kadar istediğin yere gitmekte özgürsün." dedi adam adam öfkeyle terk etti odayı.
"Senden de bu beklenir zaten" dedi kadın hıçrıklara boğulup ağlamaya başladı. Sürekli ötelenen, hor görülen hatta görülmeyen bir insan, bu tanıdık bir manzaraydı.
Bu kavgalardan çok fazla etmiş olmalıydılar. Çocuk bıkmış gibiydi. Işıklar kapandı ve hemen oradan uzaklaştı. Evliliği boyunca kendisi de buna benzer sebeplerden çok kavga etmişti kocasıyla. Tartışmanın şiddeti gün be gün artmıştı. Çokça yara izi bırakmışlardı birbirlerine ve sürekli kazıyıp kanatmaktan geri durmuyorlardı. Bazen yüzünü görmeyi bırak varlığından bile rahatsız oluyordu.
Tekrar merdivene yöneldi çocuk, üçüncü kata doğru adımlamaya başladı. Bu katta yine dört oda vardı. Bu işin sonu nereye varacaktı, adımlamakta zorlanıyordu yorulmuştu.