Hepimiz kazanmadıkça hiçbirimiz kazanmış sayılmayız

Ben mutluluğun da mutsuzluğun da bulaşıcı olduğuna inananlardanım.

Dün bir görüntü izledim, sosyal medya kullanıcılarının çoğu denk gelmiştir ya da haberlerde mutlaka görmüşsünüzdür. Adamın biri trenin camlarını silerken elektrik akımına kapılıp yaralandı. Aslında birçok bileşeni ihtiva eden bir tedbirsizlik sonucu meydana gelen bir kaza bu ama kimbilir günün sonunda evine sadece ekmek götürebilecek kadar maddi imkana sahip bir adamın hayatı sonlandı, netice maalesef bu.

Dün başka bir konu hakkında da iki satır karalamıştım; insan bazı şeyleri okuyup geçemiyor içine oturuyor diye bu da o olay gibi. Bu insan gibi yüzlercesi, binlercesi sadece hayatta kalmaya çalışıyor maalesef dünyada. Kafanızı başka tarafa çevirme şansınız yok her yerdeler. 

Yaşamınızı mutlu kılabilecek her imkana sahip olsanız bile görmezden gelemeyeceğiniz çok fazla şeyle karşı karşıyasınız. En yakın örneği yaşadığımız deprem. Günlerce çoğu insan rahat yataklarında yatamadı, yemek yemeye utandı, değil mi?

İnsanız, çoğumuz hayatta mutlu olmayı sadece kendi başarıları ve refahıyla eşleştiriyor. Kendi hedeflerimize ulaşmak, maddi zenginlik ve kişisel tatmin gibi kriterler, kesin olarak başarıya ulaşma yolları olarak kabul ediliyor. Ancak bu anlayış, eksik bir bakış açısı barındırıyor. Kişisel başarı, mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmenize temel teşkil edebilir ancak varlığımızın sosyal tarafını göz ardı eder konuyu toplumsal düzeyde irdelersek siyahlar içindeki kırmızı şemsiye olduğumuz bir fotoğraf karesine döner yaşam. 

Eğer kendimizi sadece kendi başarılarımızla kısıtlarsak, bir süre sonra yalnızlık ve onun boşluğuyla karşı karşıya kalırız. Hepimiz etkileşim içinde olan bir ağın parçalarıyız. Gerçek bir anlam ve mutluluk, sadece kendi başarılarımıza ulaşmakla değil, birlikte yaşadıklarımızın hayatlarına dokunarak ve onların da hayatlarını zenginleştirerek elde edilebilir. 

Başkalarının hayatlarına dokunarak ve destekleyerek, samimiyet, sevgi ve empati dolu ilişkiler inşa ederiz. Bu tür ilişkiler, insanların kendilerini değerli hissetmelerini sağlar ve dayanma güçlerini arttırır ve onların da destek sağlamalarını teşvik eder. Bu bağlar, hayatımıza anlam ve tatmin getirirken, aynı zamanda bir toplumsal birlik ve uyumun temellerini oluşturur.

Başka hayatlara dokunduğumuz bir yaşam, bize büyük bir memnuniyet ve neşe kaynağı da sağlar. Bir anlamda, içsel bir tatmin ve ruhsal bir zenginlik elde ederiz. Bu tür bir katkı, bizi daha iyi bir insan haline getirir ve hayatta gerçek bir amacın peşinden gitmenin değerini gösterir.

Aynı zamanda, başka hayatları zenginleştirerek pozitif bir etki yaratma potansiyelimiz de vardır. Küçük bir yardım eli uzatmak belki bir sorunu ortaya çıkarır, o kişinin hayatını olumlu yönde etkileyeceği gibi, başkalarına da ilham verebilir. Bu şekilde, bir bireyin hayatını zenginleştirmek, bir zinciri harekete geçirebilir ve daha büyük toplumsal bir hareketin başlangıcı olabilir.

Kısacası bir ömrün değeri dokunduğu hayatlarla ölçülür. Buna başarının bir ilkesi diyebilirsiniz. Hepimiz kazanmadıkça hiçbirimiz kazanmış sayılmayız.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About