Hayat çözülmesi gereken bir yün çilesi gibi ve bazen fena düğümleniyor. Hepimizin, çaresizlik içinde tükenen umudumuza tutunduğumuz, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını düşündüğümüz zor günleri olmuştur ya da olacaktır. Acı hayatın kaçınılmaz bir gerçeği ve parçası.
Ama yaşam o acı zamanlardan ibaret değil. İnsan içindeki gücü bazen en çaresiz kaldığı durumlarda keşfedebiliyor. Karamsarlığa düşüp akıma kapılmadan, geri dönülmez yanlışlar yapmadan başımıza geleni kabullenip çözüm üretme becerisi kazanmak gerek. Hatalarımıza, pişmanlıklarımıza sarılıp "tüh" "vah" demek yerine yaralarımızı kısa yoldan sarmanın yolunu bulmak, içimizdeki gücü keşfetmek gerek.
İçindeki gücü keşfetmek kişinin kendine ve hayatına olan inancını artıran bir süreçtir. Bu süreç insanların kendilerine, yeteneklerine, düşüncelerine ve duygularına güvenmelerine yardımcı olur. Aynı zamanda kişiyi kendisiyle ilgili daha fazla bilgi edinmeye ve hedeflerinin peşinden gitmeye teşvik eden bir zemin hazırlar.
Romanın kahramanı Kirke de fikrimce duruma güzel bir örnek teşkil ediyor. Madeline Miller'ın 2018 tarihli romanı Ben Kirke, Yunan mitolojisi hayranları için kaçırılmaz bir eser. Ben Kirke, hayata güçsüz ve kabul görmeyen bir kadın olarak başlayan, içindeki gücü keşfettikten sonra krallıkları yapılandıran yasa koyan, insanlar ve tanrılar arasındaki ilişkileri yeniden tanımlayan antik, mitolojik bir kadının hikayesi.
Eser, yazarın ilk romanı olan ve kitap dünyasını kasıp kavuran "Achilles'in Şarkısı"nın ardından gelen bir yapıt. Kirke, pek çok mitolojik öyküde yer alan bir karakterdir. Ancak, bu roman onun hikayesini daha ayrıntılı bir şekilde ele alıyor. Kendi hayatındaki zorluklar ve sorunlarla yüzleşen Kirke'nin hikayesi, kimilerinin kendilerinden parçalar bulabildikleri bir yolculuk gibi hissettiriyor.
Miller'ın yazım tarzı sürükleyici ve etkileyici, okuyucuların hikayeye bağlanmasını kolaylaştırıyor. Kirke'nin cesaret, hayatta kalma ve kabul etme yolculuğu, okunmaya değer.
Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.
