Sarsıcı, şok edici, deneyimleyerek ilk kez öğrendiğiniz, büyük duygusal boyutu olan olayları detaylarıyla hatırlamamızı sağlayan flashbulb hafızadır. Bir durumun alışılmadık ve yeni olması daha önce hiç yaşamadığınız yeni bir duyguyla karşılaşmanıza neden olduğundan anılarınızdaki yeri de farklı olacaktır. Hatta yaşanılan duygusal uyarılmanın boyutu fazlalaştıkça hatırlama yeteneğinizde gelişir. Yaşlı insanların genç yaşlardaki anılarının daha canlı olması buna bir örnektir. Takdir edersiniz ki bu yaşlar insanların hayata dair çoğu şeyi ilk kez deneyimledikleri yıllardır.
İlk aşk da flaş hafızada yer eden önemli olaydan bir tanesidir. Yaşanan ilk romantik ilişki kişide gerçek manada yoğun duygulara neden olduysa bu olay kaba tabirle zihne kazınır bir ihtimal bu imgeler sonraki ilişkilerinizi bile etkiler. İlk görüş, ilk buluşma, ilk öpücük tarzında ilk kez deneyimlenen şeyleri daha net hatırlayabiliyoruz. Gerçi 1600 denekle gerçekleştirilen bir araştırma insanların 'ilk aşk unutulmaz.' diye tabir ettikleri ilk aşk mitini yıkılmaz olmadığını göstermiş; katılımcılar ilk aşklarının unutulmaz olduğunu, ancak onları daha çok bir daha birlikte olmak istemedikleri kişiler için model olarak gördüklerini söylemişler. Yine de ilkler özeldir. Gelelim Marukami'nin eserine...
Efendim; Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında Haruki Murakami'nin kaleminden okuduğum dördüncü romandı. Roman, aradan uzun yıllar geçmesine rağmen ilk aşkı Şimamoto'yu unutamayan Hajime'nin hikayesini konu edinmiş. Evli ve iki çocuk babası olan Hajime, yıllar sonra Şimamoto ile karşılaşıyor ve ömrünce yaşamak istediği aşkı ve evliliği arasında sıkışıyor. Ortaya da bir solukta okunan, sonu soru işaretleriyle dolu bir Murakami romanı çıkmış. Satır araları sağlam mesajlarla dolu yalın, akıcı ve gizemli bir uslubu var Murakami'nin. Hemen hemen bütün eserlerine müzik zevkini yansıtan Marukami usta bir hikayeci.
Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.
