Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

Her insanın hayalleri, hedefleri vardır. Kimi şan şöhret, kimi para, kimi sağlığını, kimi de kendini arar durur. 

Bireyin zihnen özgür olmadığı totaliter rejimlerle sınırlandırıldığı modern insanın kendini aramaya başlaması ise varoluş kaygısının başlangıç noktasıdır.

Bildiğiniz üzere korkuların bir nesnesi vardır. Günlük yaşamın bir parçası olan kaygılarda ise durum farklıdır. Yeni bir durum karşısında veya sınanma durumunda yaşanan kaygılar normaldir ve ara sıra her insanda olur. Ama kaygının geçmemesi, insanın yaşamını sekteye uğratacak duruma gelmesi; varoluşsal bu yaşam süresince, gelecekle alakalı kaygıların umutlardan ağır basması söz konusu ise ruhsal olarak bunalıma sürükleniriz.

Ölümün kaçınılmaz gerçekliği ve durmadan akıp giden zaman, sonunu bile bile yaşamak, ben kimim, bu hayatta neden varım, başka evrenlerde de bizim gibi varlıklar var mı gibi binlerce soru beynimizi yakar durur.

Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği; "Yıllardır soruyorum bu soruyu kendime allahım bu dünyaya ben niye geldim?" sorusun cevabını arayan (ve görece olarak bulan) ve popüler kültürün başını yediği bir Kundera eseri.

Birbirinin hayatına bir şekilde dokunan dört insanın kendini aramasını konu edinmiş Kundera. Varoluşçu felsefenin izlerini görebileceğiniz eserde Freudyen bakış açısıyla yapılmış rüya yorumları ve derin psikolojik tahliller var. Her eserinde olduğu gibi bu eserinde de bol tespit ve kültür eleştirisinin yanı sıra aşk, cinsellik, savaş, aidiyet, varoluş sancısı gibi kavramları sorgulamış.  

Bittiğinde insanın dimağında garip tadlar bırakan kitaplardan biridir. Son olarak "Çok düşünmen kuzum!" kayışı koparırsınız. "Dayak buldun kaç yemek buldun ye!" felsefesini düstur edininiz.

Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About