İki Şehrin Hikayesi

Tarih kitaplarında çoğunlukla birkaç  paragrafla geçiştirilen Fransız İhtilali dünya tarihin önemli dönüm noktalarından biri olmasının yanı sıra en kanlı devrimlerinden de biridir. Halkı hiçe sayıp zevki sefa içinde yaşayan, değişime direnen soylular ile değişen toplumsal ve ekonomik dinamiğin çatışması kaçınılmaz devrimi getirmiştir.

Ekonomik kaynakları elinde tutan, halkı sürekli artan bir sefaletle başbaşa bırakan imtiyazlı kesim ihtilal ile birlikte gerçek manada suçlu suçsuz ayrımı yapılmaksızın giyotinin yolunu tutmuştur. Kanunların ve hukukun üstünlüğü, halk egemenliği, eşitlik, insan hakları, özgürlük gibi kavramlarladan hareketle başlayan devrim, yıllarca ezilen halkın intikamına dönüşmekten kurtulamamış, Fransa epey bir süre terör dönemi yaşamıştır. Öyle ki binlerce insan alel usul yargılanıp sokak ortasında idam edilmiştir.

Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu. 

diyerek başlıyor Dickens maceraya.

Dünya edebiyat tarihinin en afili giriş cümlelerinden biriyle başlayan İki Şehrin Hikayesi, Fransız Devrimi'nin kanlı ayak izlerini sürmüş Paris ve Londra'da. Dickens devrime giden yolu adımlarken mazlum halkın gözünden bakmış olaylara ve devrimden sonra da vahşice öldürülen soyluların gözünden.

Oldukça akıcı, sade bir uslupla yazılan roman, tarihi gerçeklikten kopmadan etkileyici bir kurguyla yazılmış. Tarihe meraklı nir kurgu içinde okumaktan keyif apan okuyucu için ideal bir eser. Dönemin sosyo-kültürel yapısının yanında ekonomik mengenede sıkışan ve patlayan bir toplumun psikolojik durumunu da ortaya koymuş Dickens.

Gelmiş geçmiş en çok satan 100 temel eserden biri olan İki Şehrin Hikayesi kesinlikle zaman ayırıp okumaya değer. Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About