Tatlı Rüyalar


Mantık aranmayacak şeylerin başında gelir herhalde rüyalar. Bir replik vardı İşler Güçler dizisinde hatırlayan vardır belki; "Rüya dediğin uçabildiğin, lazerle adam kesebildiğin, bütün fantastik hayallerini gerçekleştirebildiğin bir ortam değil mi?"

Ya değilse? Ya kanlı canlı bambaşka bir hayattan bir kesitse rüyalarımız.

Efendim, ilk olarak M.Ö. 3100’lü yıllarda Sümer tabletlerinde sonrasında M.Ö. 2000’lerde Antik Mısır’da rastlanmış rüyanın izlerine. İnsanoğlu bu muammayı aydınlatmak için, rüyaları bilimsel geçerliliği olmayan olgularla ilişkilendirip gelecekle ilgili kehanetler barındırdığı gibi şeylere inanmış ilk çağlarda.

Rüyalarla ilgili ilk bilimsel çıkarımları yapan kişi ise Sigmund Freuddur. Freud, rüyanın fizik ötesi olduğu iddia edilen âlemlerden değil de, beynimizin ta kendisinden kaynaklandığını söylemiş. Bilim dünyası hala rüyalara açıklık getirmek için hiç de azımsanmayacak kadar çok çalışma yürütmeye devam ediyor.

Böylesi bir muammaya Alper Canıgüz bambaşka bir pencereden bakmış.  Kitabın kapağında yazılanın hakkını veren bir kurguyla nakış gibi işlemiş doğrusu; Psiko-absürd romantik komedi.

Alışılmışın dışında bir yazım tarzı olan Canıgüz'ün ilk romanı olan Tatlı Rüyalar, okuyucuyu gizemli bir evrende ağırlıyor. Eser Hector Berlioz isimli bir adamın gazetede bir ilan görmesiyle başlıyor.

"25 yaşında, iyi eğitimli, iki yabancı dil bilen, sağlıklı genç, geri kalanını temin edebilmek amacıyla hayatının bir bölümünü satıyor." 

Hektor'un ilan sahibi ile anlaşıp aynı evi paylaşmaya başlamasıyla olaylar gelişiyor. Bir üniversite profesöründen gangstere bol karakterli bir serüven içersinde psikanaliz, rüya, aşk gibi çok sayıda konuya değinmiş Canıgüz kendi üslubuyla. Yine akıcı, komik, duru ve temposu hiç düşmeyen lezzetli bir serüven bekliyor okuyanı. Bu tarzı sevenlere keyifli okumalar dilerim. 

Bir insan kendini Napolyon sanıp bundan da mutluluk duyabiliyorsa, onu sözde tedavi edip mutsuz kılmak doğru mu?

Sırf çoğunluğun normallik anlayışına ters düşüyor diye birine deli yaftası yapıştırıp onu bir tımarhaneye kilitlemek insanlık dışı değil mi? Neden insanları değiştirmektense insanlara dünyayı değiştirecek gücü vermeyi denemiyorsunuz?

 "Ya deliler haklıysa!" "Delilere özgürlük!"

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About