Yardım gerektirecek zor bir olayla karşı karşıya kaldığında çoğu insan çevredeki kişi sayısı fazlaysa sorumluluğunun azaldığı düşüncesine kapılır. Bu yüzden olay yerinde bulunan insanların çoğu başka kişilerin müdahalesini bekleyerek sorumluluktan kurtulma eğilimindedir.
Örneğin; bir deneyde, yolda epilepsi krizi geçiriyormuş numarası yapan gence yolda iki kişi varken yardım etme oranı yüzde 85 iken kişi sayısı beş olduğunda yüzde 30'a düştüğü görülmüştür. Buna benzer çokça deney kişi sayısı arttıkça müdahale oranının azaldığını göstermiştir. Bu duruma kısaca Seyirci Etkisi denir ve psikologlar bu durumun çokça nedenle birlikte açıklamıştır. Etraftaki kişi sayısı, durumun ciddiyeti konusundaki tereddüt, yardım isteyenin sosyal statüsü gibi bir çok etmen yardım etme noktasında insanları alıkoymaktadır.
Malumunuz insan zaten duyarsızlığa, görmezlikten gelmeye çok yatkın, yapılan çevredeki katliamlarına, çocuk ve kadın cinayetlerine, savaşlara, haksızlıklara olan tepkisizliğe bakarak anlayabiliriz.
Gabriel Garcia Marquez tarafından kaleme alınan Kırmızı Pazartesi tüm kasabanın işleneceğini bildiği bir cinayete kayıtsız kalmalarını kronolojik bir anlatımla gözler önüne sermiş. Suçlu olup olmadığı kesinleşmemiş Santiago Nasar isimli zengin bir adamın namus cinayetine kurban gidişini Nasar'ın son anlarına şahitlik eden kasabalıların gözünden anlatmış.
Bir çırpıda okunacak Nobel Ödüllü yazarın eserin ilk sayfasından itibaren kurban ve katilleri açık etmesi ve bu minvalde devam etmesiyle ortaya sıra dışı bir polisiye çıkmış ve bu merak unsuruna hiç zeval getirmemiş. Namus, bekâret, evlilik, din gibi kavramlara bolca parantez açan Marquez, toplumsal duyarsızlığın altını çizmiş.
Evet, siz bir suç işlememiş olabilirsiniz ama işlenen suça sessiz kalmak da ona ortak olmaktır. Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.
