Faturalar

 

Hakkı: Nerelerdesin la hiç sesin çıkmıyor? İki gündür çıkamadın şu odadan.

Sezgin: Hayatı anlamlandırma oyunu oynuyorum dostum, düşünüp düşlüyorum. İçimde sonsuz bir döngüye girdim, aynı malzemeleri kullanarak bambaşka bir ben yaratma çabasındayım. 

Hakkı: Ne diyosun, başarabildin mi bari?

Sezgin: Bazen sona yaklaştığımı hissediyorum, yani her şeyin sonuna. Yanlış yoldan gidip doğru yeri bulmanın sevincini yaşamak istiyorum aslında. Tam oldu bu defa derken içimde herbiri ayrı telden çalan, iki cihan bir araya gelse de bir araya gelemeyen gürültülü kalabalık, mevzu ben olunca ne hikmetse bir araya gelip hep birlikte limon sıkıyor mevzunun ciddiyetine. 

Hakkı: Hasta felan mı oldun la sen, ne saçmalıyon yine? 

Sezgin: Uzak, kararsız bir iklimin kuytusundayım sanki. Üzerime kar yağarken kavurucu güneş dikiliyor tepeye. Durması elzem bir durakta durmayan otobüsün peşinden koşmayı kendine yakıştıramayan kaygısız huzurlu çocukluğumun peşindeyim. Hayallerimi saklayan kumbarama rastladım yolda, bomboş içi. Sermayeyi kediye yüklemişim, çarçur ettiğim iyi niyetlerdenmiş zararım. Meğer attığım taş ürküttüğüm kurbağaya değmiyormuş.

Hakkı: Oğlum ne oldu? Kime bu tribin?

Sezgin: Kör topal yaşantımın güzel anlarını bir solukta bitirip ömürlerini kısaltmak gibi lüzumsuz meziyetlerim var benim. Ezber ettiğim her yolda belediye kanalizasyon çalışmasına girişmiş. Her adımda pis bir çukurda soluklanıyorum. Üzerime öyle kötü bir koku sinmiş ki ne yapsam da arınamıyorum.

Hakkı: Doğalgaz faturasını ödemedin ayak yapıyon yine de mi Sezo?

Sezgin: Hayat dediğin nedir ki sanki; tekmeleyerek girdiğin bir kapıdan totona bir tekme yeyip çıkana kadar aradaki cereyanda ayakta durma çabasından başka. Ne kadar uğraşırsan uğraş silemeyeceğin bir kalemle çizilmiş bir resime benziyor yaşam, replay tuşu yok. Seçerken binbir çelişkiye düştüğümüz tercihlerimiz kadar özgür birer popüler kültür kölesiyiz sonuçta. Bir ödül maması için itişen köpeklerden tek farkımız, başarıya giden yolda akılsız görünmek gibi akıllı davranışlar sergilemek. Oysaki hepsi beyhude, giderken bomboş olacak ceplerimiz tıpkı gelirken çırılçıplak olduğumuz gibi. Önünde sonunda ya bir karıncanın ya kurtçuğun midesinde alacağız soluğu. İçimizde yüzleşmeye korktuğumuz benliğimizle bir ömür yaşama cezası biçilmiş bize. Çaresizler limanına demir atan gemimizde bir umut rüzgârına hasret bekliyoruz. 

Hakkı: Lan oğlum ne pis şeyler söylüyorsun, iyice fıttırdın ha. Kalk la çamaşır sırası sende çamaşırları yıka, giyecek hiçbir şey kalmamış.

Sezgin: Şimdi hangi su arındırır benim faili meçhul bir cinayetin öznesi ruhumu. Sadece bir elbise gibi giyinip zamanı, sonsuz akışa bırakacağım kendimi. Cevabı içinde saklı sorularımla bir cehennemi yaşayacağım artık. Mucizelere inanmak gibi bir aptallığa yer yok artık zihnimde. Dünyevi ne varsa çıkarıyorum dünyamdan. 

Hakkı: Lan sezo şu kadar edebiyat parçalayacağına çamaşırları yıkayıp sahte cennetimize mütevazı bir katkı sağlayıp bir hayır işlesen ne olurdu toprağım. 

Sezgin: Dostum iki melankoli yaşayıp şevkle depresyona bile girilmiyor artık bu evde. 

Hakkı: Nereye yine? 

Sezgin: Çelik zırhımın iki dakikada delik deşik bir kumaşa evrilmeyeceği herhangi bir iklime. Büyük zaferinin bir yenilginin başlangıcı olduğunu anlayana kadar dönmeyi düşünmüyorum.

Hakkı: Hadi lan aşağı caddedeki alışveriş merkezine gittiğini bilmiyoz sanki. 

Sezgin: Bu arada doğalgaz faturası ne ara geldi ki.

Hakkı: Ulan sezgin defol git lan.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About