Akıl hastalığının arkasına sığınan çok yetenekli bir sahtekar mı, hayatın sillesini yemiş talihsiz bir kurban mı Milligan?
Kişilik insanı diğer bireylerden ayıran ve süreklilik gösteren davranış biçimidir. Kişisel ve toplumsal ortamlarda sergilediğimiz davranışlar, kendimizi ve çevremizi algılama biçimimiz, düşüncelerimiz bizim kişilik özelliklerimizi gösterir. Eğer insanın kişiliğinde beklenenden önemli ölçüde sapmalar görülüyor, bu sapmalar devam eden bir iç ve dış yaşantıya dönüşüyorsa bu durum bir kişilik bozukluğunu işaret edebilir.
19. Yüzyılın başlarında tanımlanan çoklu kişilik bozukluğu da; bireyin bilinen kişiliği dışında başka kişi ya da kişiliklerinin de var olmasıyla açıklanan bir ruhsal bozukluktur. Genellikle çok erken yaşlarda; çocuğun bir benlik hissi kurduğu dönemde baş gösterir. Düşünsenize travmatik bir durum yaşıyorsunuz ve çocuksunuz, tepki veremiyorsanız, kaçamıyorsanız sığınacağınız tek yer aklınız olur.
Bu bozuklukta çok belirgin parçalar ve çok belirgin roller olabilir. Kişiliğin bir parçası entelektüel biriyken diğer parçası şiddete yatkın bir sokak çocuğu bile olabilir. Bu geniş yapının içinde bir düzen olabileceği gibi büyük bir kaos da hüküm sürebilir. Çoklu kişilik bozukluğuna yatkın doğan bireylerde aile tutumları da çok önemlidir. Ebeveynliğin kalitesi kişilikleri ya birleştirir ya ayrıştırır. Karmaşık ve çok meşakatli bir tedavi gereklidir.
Daniel Keyes tarafından yazılan Billy Milligan’ın Zihinleri, 24 kişiliğe sahip William S. Milligan'ın gerçek yaşam öyküsünü bir kısmını anlatıyor. 1977'de Ohio Eyalet Üniversitesinde birbiri ardına gerçekleşen tecavüz ve hırsızlık vakalarının suçlusu olan Milligan'ın yakalanıp yargılanmasıyla başlıyor eser. Zanlının gösterdiği anormal davranışlar sonrasında yapılan psikiyatrik incelemede Milligan'da çoklu kişilik bozukluğu teşhis ediliyor ve uzun süren bir tedavi ve mahkeme süreci başlıyor.
Toplumu ve bilim dünyasını ikiye bölen bu vaka bitmeyen tartışmalara neden olurken Milligan işlediği suçlardan beraat ediyor ama akıl hastalığının pençesinden ve akıl hastanelerinden bir türlü kurtulamıyor. Politikacılardan sanat camiasına birçok aktörün rol aldığı hayatı aksiyon ve travmalarla bezeli.
Yazar Daniel Keyes esere kendinden hiçbir şey katmadığını ifade ederek bütün yazılanların Milligan'ın hatırladıkları ve terapi seanslarındaki video kasetlerden oluştuğunu belirtmiş. Eseri oluştururken sürekli zaman kaybı yaşayan, saatlere ve takvime nadiren ilgi duyan Milligan ile çalışırken kronolojiyi tutturmakta çok zorlanmış. Yakın ve uzak çevresinden tutun sigorta kayıtlarına kadar çok sayıda belgeye başvurmuş.
Eser Milligan'ın akıl hastanelerinden ve davalardan kurtulana kadar olan zamanı kapsıyor. Tamamını merak edenler için İçimdeki Canavarlar isimli bir belgesel mevcut. İzlemenizi tavsiye ederim çünkü belgesel günümüz terapistlerinin konu hakkındaki görüşlerini ve kitapta değinilmeyen çokça tanığın bilgisini içeriyor.
Arkasında bıraktığı soru işaretleriyle dolu yaşamıyla oldukça merak uyandıran bir insan Milligan.
Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.
